28 Şubat 2024 / 18 Şaban 1445

Alışverişe Zarafet Katmak

Mehtap Yüksel (Çocuk gelişimci, Sosyolog, Aile danışmanı) –

Zarafet; ruhun ve bedenin uyum içinde buluştuğu, her hâlinin güzellikleri yansıttığı bir sanattır. Aynı zamanda her türlü aşırılıktan uzak bir ölçülülüğe de işaret eder.

Zarafet, hayatımızın her alanını kapsar ve davranışlarımızı disipline sokar, doğru iletişim kurmayı, ilişkilerimizi çevremizdekilere zarar vermeden ve hatta onların menfaatlerini koruyarak yönetebilmeyi, başkalarını  fark etmeyi ve onları üzmeden, kırmadan, onlara saygısızlık yapmadan uyum içinde yaşamayı öğretir.

Alışveriş sebebiyle kurulan geçici ilişkilerde de aynı durum geçerlidir. Alışveriş yaparken zarif olmak istediğimizde geçici heveslerin yönlendirdiği biçimde davranmak yerine ölçülü ve duyarlı olmayı tercih edebiliriz.

Zarafetle her anını güzelleştirmek isteyen zarif kimselerin alışveriş yaparken gözetmesi beklenen hassasiyetlerin bazılarını sıralayalım o halde.

  • Öncelikle kişinin kendisine karşı zarafet göstermesi. Yani modanın ya da reklam kuşaklarının tutsağı olmadan gerçek ihtiyaçların neler olduğunu belirlenmesi. Küçük bir ipucu: İnsan kendi ihtiyacının ne olduğunu, neye sahip olduğunu bilerek tespit edebilir. 
  • Alışveriş yapılan yere girerken öncelikle çıkan müşterilere yol verilmesi.
  • Yağmurlu bir günde şemsiyenin mağaza girişinde uygun bir yere bırakılması. 
  • İçeri girerken mağaza çalışanlarına selam verilmesi ve gülümseyerek nazik davranılması.
  • Gösterilen ürün beğenilse de beğenilmese de sunulan emeğe teşekkür edilmesi. 
  • Diğer müşterilerin satın aldığı ürünler, denediği kıyafetlerle ilgili -sorulmadıkça- fikir beyan edilmemesi.
  • Pazarlık yaparken tartışma havası oluşturulmaması ve fiyat düşürmek için satılan ürünlerle ilgili kötüleyici sözler söylenmemesi.
  • Yiyeceklerin tadına bakmak için ısrar edilmemesi. 
  • Eğer satın alma niyeti bulunmuyorsa satıcıların boş yere meşgul edilmemesi ve kimsenin zan altında bırakılmaması.
  • Özellikle giyim ve mefruşat mağazalarına dondurma ya da bulaşıcı yiyeceklerle girilmemesi.
  • Satıcı ve müşteri arasında özel hayata dair konuşmalar yapılmaması.
  • Tanıdıkların sahibi olduğu iş yerlerine yerli yersiz gidip çalışanların meşgul edilmemesi.
  • Tanıdık iş yeri sahiplerine indirim yapmaları için ısrarda bulunulmaması.
  • Mağaza vitrinlerini ve tezgâhlarını kapatacak şekilde durulmaması ve buralarda uzun konuşmalar yapılmaması. 
  • Ayırtılan bir ürün almaktan vazgeçildiğinde durumun hızlıca mağaza sahibine bildirilmesi.
  • Taksitli alışveriş yapılmışsa, ödemelerin zamanında yapılması.
  • Alışverişe çocuklarla gidiliyorsa onların kontrol altında tutulması ve ortamda koşturmalarına, bağırmalarına, yiyecekleri veya diğer ürünleri ellemelerine izin verilmemesi. Alışverişe çıkmadan önce çocuklarla alışveriş kuralları hakkında konuşulabilir.
  • İade edilmesine karar verilen bir ürünün kullanılmaması. 

Farkında olmadığımız yanlış alışkanlıklarımız, başkalarının haklarını ihlal etmemize ve toplumun huzurunun bozulmasına neden olabilir. Zaman zaman bu davranışlardan muzdarip olduğumuzu dile getiririz. Kendimize yapılmasını istemediğimiz hiçbir şeyi karşımızdaki insana da yapmamalıyız.

Nasıl ki denize atılan bir taş, geniş hareler oluşturarak yayılıyorsa davranışlarımız da çevremize bu şekilde yayılacaktır.

Her birey kendi eylemlerinden sorumludur. Bizler hem ihtiyaçlarımızı karşılayabilir hem de topluma zarafetimizle örnek olabiliriz.

Unutmayalım ki zarafet alışkanlık geliştirmekle kazanılıyor, alışveriş merkezinden satın alınamıyor. Çünkü zarafetin modası yoktur.?

 

Kaynakça:

İbrahim KALIN, Gök Kubbenin Altında.

Ayşenur KURTOĞLU, Nezaket ve Görgü

Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Tüm alanları doldurunuz