23 Nisan 2024 / 14 Şevval 1445

Gönlün Şifası Öz Mûsikîmiz

Hümeyra Binbay (16 Yaş) – 

Bizim mûsikîşinaslarımızın usûlü “meşk” idi.

Kâğıttaki çizgilerde dolanan notalarla değil, ustasının neyden çıkardığı “Hu” sesiyle anlamış ve anlatmıştır derdini nice Itrî.

Dert sahibidir bizim mûsikîmiz, aşkla mânâ katar eserlerine.

Aşk, mûsikîşinaslarımızın ortak noktasıdır. Çalgılar bu aşk ile buluşur ve “ahenk” doğup karşımıza çıkar. Kulağımıza “güzel” gelen besteler, bu ahengin dallarıdır.

Bestekâr, bestelerine bir estetik aracı olarak bakmaz; onun için “Hu” sesleri arasında bir bütün sağlamak âdeta ibâdettir. Vazifesiyse gönülden çıkardığı o hoş sedâyı, başka bir gönle iletmektir.

Müzik dünyasında mûsikîmizin tevâzu sahibi müzisyenlerinin yerini, şimdi çoğunlukla meydan okuyan bir kitle almıştır. 

Haz, hırs ve şöhret “amaç” olmuş, müzik de bu amaca hizmet eden bir “araç” yerine konulmuştur.

Ruhumuzun ihtiyacı müzik, günümüzün “abartı” kelimesine yakalanarak en gürültülü ve en karmaşık hâlde sergilenmekte. Sadece ses değil, yazılan sözler de haz yolunda dökülen kelimelerle dolu. Modernizmin bizlere sunduğu “anı yaşamak” ilkesi, müziğin ritmine kapılarak bu tür kelime ve olaylara gözümüzü yummamızı; yarınsız, fâniliği unuturcasına bir “an yaşamamızı” bekledi bizden. Oysa böylesi olsa olsa “anı tüketmek” sayılırdı.

Bizler de bunu kabul ettik.

Bizden çıksa da esasında bize ait olmayan pek çok dinleti türedi böylece. Birçok eserde geleneksel çalgılarımız unutuldu, sözlerdeyse mahremiyet perdesi indirildi. 

Abartı ve haz odaklı müzikler biz genç kesimin ilgisini çekerken, edeple kuşanmış mütevâzı müzikler aynı ilgiyi göremedi. 

Değerlerimizden bu kadar uzak bir tercihte bulunulmasının nedeni olarak, kendi değerlerimizi ve geleneğimizi tanımadığımızı söyleyebiliriz.

Köklerimizdeki isim ve eserlerden kaçını biliyoruz? 

“Popüler” kelimesinin işaret ettiği ürünlere yönelerek uzaklaştırıldığımız mûsikîlerimizi göz ardı ediyoruz. Popüler olanların çoğu, olumlu gibi görünen duyguları bizlere dayatırken, asıl olumlu olanı gözden kaçırıyoruz.

Ruhun ihtiyacını karşılamaya yöneldiğimiz müziklerin, bizleri daha da aç bıraktığının farkında mıyız?

Demem o ki; hızlı yaşantımızdaki teneffüsü haz merkezli ve gürültülü müziklerde aramak yerine,  gönle dokunan, sade ve ruha şifâ öz mûsikîmizde aramalı, bu minvalde eserler çıkarabilmeliyiz.[