13 Temmuz 2024 / 6 Muharrem 1446

Kanaatkârlık ve Doyum

Kübra Kızıltaş (Diyetisyen)

İnsan vücudunun beden, zihin ve ruhtan müteşekkil bir bütün olduğu görülmektedir. Sağlık hali bu bütünün dengede olmasıdır. Fizyolojik ve psikolojik açlıklar doyum ile ilişkilidir. Doymak, açlık halinin giderilmesidir. Bu da kişinin ikna olmuşluğuyla gerçekleşebilir. Doyduğuna ikna olan kanaat eden bir birey olur.

Fizyolojik açlığın giderilmesi gerekli ve yeterli beslenme ile olur. Doyduğunu fark etmeyenler, sürekli fazlaya kaçma eğiliminden doyum noktasını kaçırmaktadır ve bu durumu da duygusal açlıkla karıştırmaktadır.

Yeme bozukluğunda sosyalleşme, kültür, teknolojik gelişmeler ve çevresel faktörler önemli nedenlerdendir. Yemenin psikolojik boyutu duygusal açlık şeklinde ifade edilir.

Duygusal açlık, fiziksel açlıktan yani gerçek açlıktan bağımsız olarak içgüdüsel dürtülerin etkisiyle yeme isteğidir. Duygusal yemeye öfke, stres, kızgınlık, yalnızlık, hayal kırıklığı, boşlukta hissetme, affedememe, güvensizlik, korku, kırgınlık, olumsuz beden algısı gibi duygular neden olmaktadır. Acıktığını hisseden kişi kendine şu soruları sormalıdır:

  • Şuan ne hissediyorum?
  • Son bir saattir kafamı meşgul eden düşünceler neler?
  • Gerçekten aç mıyım?
  • En son yemek yiyeli kaç saat oldu?

Duygusal yeme bozukluğunda insanlar çevrelerinden alamadığı olumlu duyguları lezzetli yemeklerle kendilerini mutlu etmeye çalışarak almayı istemektedir. Böylece midelerini değil, ruhlarını doyurmaya çalışırlar.

Araştırmalar, duygusal yeme probleminin duyguların kontrol altına alınmasıyla aşılabileceğini savunmaktadır. Böylelikle normal insanlar gibi sadece fizyolojik açlık hissedildiğinde yeme eğilimi oluşur. Gerçek açlıkta yeme sonrası tokluk hissi vardır, rahatlamaya neden olur. Duygusal açlıkta, yeme akabinde suçluluk, huzursuzluk ve mutsuzluk vardır. Duygularımıza göre yemek yeme eğiliminde bulunduğumuzda beyin tarafından söz konusu kodlamalar olur ve her defasında aynı davranışı sergilemek bu kodu kalıcı ve güçlü hale getirir.

Stres hormonu kortizol zihinde açlık hissi oluşturur. Kortizol hormonu, insanları tatlı, tuzlu ve kızarmış çıtır şeyleri yemeye yönlendirir. Bu besinler enerjiyi hızlı yükseltirler ve tatmin etkisi kuvvetli olur.

Acıkma hissi duygusal yiyenlerde aniden ve şiddetli oluşurken, fizyolojik açlıkta acıkma hissi yavaş yavaş gelir. Fizyolojik açlık duygularla ilgili değildir. Öte yandan, duygu durumu açısından pozitif olan insanların, diğerlerine göre daha sağlıklı besinlere yöneldiği de gerçektir.

Sağlıklı bir yaşam için yanlış yeme davranışını fark edip nedenlerini anlamak ve yerine doğru davranışı yerleştirmek esastır. Çünkü tüm davranış bozukluklarının kökeni zihindedir.

Bütün duygu durumlarının nedeni bilinçaltıdır. Sevgi, şefkat ve ilgiden yoksun olmakla yeme arasında bağ vardır. Birçok hastalığın temeli çocukluk yıllarına dayanır. O yıllarda bazı ihtiyaçlar ebeveynler tarafından giderilmediyse, kişi yetişkinlik yıllarında o boşluğu tıkarcasına yemek yiyerek doldurmaya çalışır.

Yeme bozukluklarında aç olunmadığı halde, atıştırma isteğinin altında birikmiş duygular yatar. Farkındalık açısından bu dürtü geldiğinde, zihinden geçen düşüncelerin anlaşılması ve vücudun neresinin aç olduğu düşünülmelidir.

Bağırsak florasında bozulmayla besinlerin emiliminde sorunlar ortaya çıkabilir. Bağırsak florası gıda alımını düzenleyici tokluk ve açlık sinyallerindeki etkilerinden dolayı önemlidir. Son yıllardaki araştırmalar göstermektedir ki, bağırsaklarımız vücudun en duygusal organıdır. Bağırsağın ikinci beyin olduğu, hastalıkların çoğunluğunun bağırsak kaynaklı olduğu görülmektedir. Sindirim sistemi çalışması duygulardan etkilenir. Bundan ötürü sağlıklı olmak bağırsağı düzenlemekle başlar.

İnsan vücudunda fizyoloji ve psikolojiyi birbirinden tamamen ayırmak imkân dışıdır. Vücudun hem fizyolojik hem psikolojik saati vardır. Bu da bedeni dengede tutmaya yarar. Örneğin uyku azalırsa yemede artış olur. Böylece yeme bozukluklarının düzelmesi için uyku kalitesinin de düzenlenmesi gerekir.

Çocuklar küçükken ağladığında, susması için yiyecekle teselli edilmişse yetişkinlikte de her olumsuzlukta yemeyle gerginlik bastırma yoluna gider. Yiyecekler bilinçaltı tarafından kullanılan vekil görevli gibidir. Yeme bozukluğu olanlar bunun farkına varır da gıdaların sadece bedenimize sağlık ve enerji veren görevleri olduğunun şuuruna sahip olursa bu önemli bir gelişme olur.

İlk olarak gerçekçi ve erişilebilir hedefler saptanır. Hayat tarzında yapılacak kalıcı değişikliklerden mutlu olmak, keyif almak da önemlidir. Değişim insanlar için zor olsa da mümkündür.

  1. Kilo vermenin önündeki sağlıksız engelleri belirlemek, listelemek
  2. Bunlarla baş etmenin sağlıklı yollarını bulmak
  3. Hedefe ulaşmak istediğin tarihi belirlemek ve o tarihe ulaştığında başarını değerlendirmek
  4. Beslenme listesi oluşturmak, keyif alınan gıdaları da eklemek
  5. Yenilecek yemeğin planını bir gün önceden yapmak
  6. Plana bağlı kalmak
  7. Sağlıksız gıdaları eve hiç almamak
  8. Açlığın fizyolojik açlık mı psikolojik açlık mı olduğunu kontrol etmek

Yemenin rahatlatıcı tesiri nedeniyle insanlar sorunlarını çözerken birçok zaman kendisini yemeye yönlendirir. Eğer gerçek açlık değilse; susuzluk varsa su içmek, yorgunluk varsa dinlenmek, gerginlik varsa açık havada yürümek gibi alternatiflere yönelmek daha doğrudur. Gerçekten bir şey yeme isteği varsa 15-20 dakika beklenmelidir, ne yiyeceğine karar verememe durumu gerçek açlığın oluşmadığına bir göstergedir.

Gerçek kanaatkârlık ve onun sonucu olan bir doyuma erişebilmek temennisiyle

Sağlıklı günler dilerim.

Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Tüm alanları doldurunuz