Şerife Zehra Yiğit-Psikolog-
Aşırı ayrıntıların, mükemmeliyetçi beklentilerin ve sonsuz tavsiyelerin gürültüsünde kaybolan ebeveynler… Çağımızın getirdiği yoğun bilgi akışıyla birlikte hiç olmadığı kadar karmaşık ve yorucu hâle gelen ebeveynlik…
Hemen her anne baba, çocuğuna daha iyisini sunabilmek ve en doğru yöntemi bulabilmek amacıyla kitaplar okuyor; uzman videoları izliyor ve sosyal medyadaki tavsiyeleri adım adım takip ediyor. Ancak iyi niyetle başlanan bu arayış; çoğu zaman beklenenin aksine derin bir yorgunluk, yetersizlik ve suçluluk hissine yol açıyor. Halbuki ebeveynlik; sınırlarını tanıyan, eksiklerini kabul eden ve kendi ruh sağlığını koruyarak ilerleyen insanın uzun soluklu yolculuğudur. Peki, sürdürülebilir bir yaklaşımla bu yolculuğu suçluluk duygusundan arındırmak nasıl mümkün olabilir?
Bilgi Diyeti ve İçsel Pusula
İhtiyaç duyduğundan çok daha fazla bilgiye maruz kalan günümüz anne babaları için ilk adım “bilgi diyeti” yapmaktır. Henüz karşılaşılmayan sorunları araştırmayı bırakmak, sosyal medyada takip edilen uzmanlar ve okunan kitaplar konusunda seçici olmak bu sürecin temelini oluşturur.
İnsan, evladını büyütebilecek fıtri bir donanımla ve derin bir bağ kurma kapasitesiyle dünyaya gelir. Kendi sezgilerine ve kalbine güvenen her anne baba, çocuğu için en doğru liman olma potansiyeline sahiptir. Ancak bu durum, öğrenmeye ve gelişmeye kapıları kapatmak anlamına gelmez. Mesele, okumayı ve öğrenmeyi sezgileri baskılayan bir zorunluluk değil içsel pusulayı destekleyen zenginleştirici bir araç olarak görebilmektir.
Mükemmeliyetçiliği Bırakmak: Yeterince İyi Ebeveyn Olmak
Çocuğun her ihtiyacını anında karşılamak ve ona aşırı hizmet etmek özgüvenini artırmaz, aksine zedeler. Konforlu ve her türlü zorluktan arındırılmış bir yaşam sunmak, çocuğu hayata hazırlamaz. Reddedilmek, bekletilmek veya aksiliklerle karşılaşmak yaşamın doğal birer parçasıdır. Anne babanın kusursuz olmaması veya her an her şeye yetişememesi bir eksiklik değildir. Aksine çocuğun psikolojik dayanıklılığını artırır ve gerçek dünyadaki sınırları öğrenmesini sağlar. Mükemmellik insana ait bir özellik değildir. Kişinin kendi sınırlarını kabul etmesi, çocuğa da kendi insanlığını kabul etmeyi öğretir. Örneğin çocuk sıkıldığında ona hemen alternatif etkinlikler sunmak ya da zamanını sürekli planlamak ebeveynin görevi değildir. Çocuğun kendi başına kalmayı, sıkılmayı ve o sıkıntıdan kendi yaratıcı çözümlerini üretmeyi öğrenmesi gerekir. Bazen geri çekilip beklemek, çocuğun kendi potansiyelini keşfetmesine alan açmaktır.
Eğer çocuğunuza karşı şu üç kriteri sağlayabiliyorsanız siz zaten yeterince iyi bir ebeveynsiniz:
- Yemek, uyku, barınma ve güven gibi temel ihtiyaçlarını karşılıyor musunuz?
- Onu seviyor ve bunu ona hissettiriyor musunuz?
- Onunla günde yarım saat de olsa kaliteli zaman geçirebiliyor musunuz?
Kendi Duygusal ve Fiziksel Depolarını Korumak
Kendi ihtiyaçlarını sürekli ihmal eden bir kişinin, günün sonunda çocuklarına sunabileceği bir sabrı ve şefkati kalmaz. Bu nedenle anne babanın kendi deposunu doldurması bir lüks değil, sürdürülebilirlik için zorunlu bir ihtiyaçtır. Depoları korumak ve tazelemek için hayata geçirilebilecek pratik adımlar şunlardır:
- Hareket ve Spor: Düzenli yürüyüşler veya bedensel aktiviteler ile vücutta biriken stres dışarı atılabilir.
- Eşle Baş Başa Zaman: Haftada en az bir kez çocuklardan bağımsız vakit geçirerek ilişki taze tutulabilir.
- Kişisel İlgi Alanları: Sanatsal faaliyetlere katılarak, hobiler edinerek ve üreterek kişisel nefes alanları açılabilir.
- Duyguları Serbest Bırakma: Duygusal nedenlerle dökülen gözyaşları, stres sonucu vücutta biriken kimyasalların atılmasını sağlayan doğal bir arınma mekanizmasıdır. Ağlamayı bastırmamak; manevi değerlerden, sanattan, müzikten ya da güvenli bir dost sohbetinden güç alarak duygusal yükleri serbest bırakmak ruhu hafifletir.
Sosyal Destek Ağları
Yalnızlaşan modern insan, ebeveynliğin tüm yükünü tek başına üstlenme eğilimindedir. Oysa bir çocuğu yetiştirmek tek bir insanın gücünü aşar. İnsan, dayanışmaya ve birliğe muhtaç yaratılmıştır. Bu süreci sürdürülebilir kılmak için aile büyüklerinden, yakın çevreden ve sosyal dayanışma ağlarından yardım almak hayati önem taşır. Yardım istemek bir zayıflık değil, aksine sınırlarını bilme ve kaynakları doğru yönetme becerisidir. Bu desteğin en temel halkası ise hiç şüphesiz eş desteğidir. Eşlerin birbirlerini dinlemesi, anlaması ve yükü adil bir şekilde paylaşması sürecin omurgasını oluşturur. Bunun yanı sıra samimi bir dostla dertleşmek veya tıkandığı noktalarda bir uzmana danışmak, olumsuz duyguların iç dünyamızda birikip yük oluşturmasını engeller.
Bugün kendinize bir iyilik yapın ve sırtınızda taşıdığınız “mükemmel ebeveyn” yükünü indirin. Bilgi bombardımanına ara verin, duygularınızı bastırmayın ve ihtiyaç duyduğunuzda yardım istemekten çekinmeyin. İçsel pusulanıza güvenin. Şüphesiz evladınızla aranızdaki bağ ilahi bir takdirin eseridir. Allah sizi birbirinize nasip ettiyse bunda mutlaka nice hayır ve hikmet vardır.