İnsanın sosyal, duygusal ve ruhsal gelişiminde özdeşleşme çok önemli bir yere sahiptir. Toplumlarda ahlaki değerler ve uygulamalar genellikle taklit, özdeşleşme ve model olma yoluyla öğretilerek benimsenir.
Şu sıralar üzerinde sıkça düşünülen, yazılan, çizilen bir kavram var. EQ-Duygusal zekâ…
Yıllarca kendisine çokça değer verilmiş IQ’nun (Intelligence Quotient) yerine geçmiş durumda EQ (Emotional Quotient-Duygusal zekâ)…
Okul öncesi dönemde kurulmaya başlanan “arkadaşlık” çocuk gelişiminde olmazsa olmazlardandır. Yaşıtları tarafından beğenilmek, değer görmek, oyunlara kabul edilmek o dönem çocuğu için ne kadar önemlidir bilirsiniz.
Sosyal çevre kavramı, eskiden mahalle, okul, devam edilen dersler ve bunun gibi samimi birçok şeyi ifade ederdi. Oysa şimdilerde işler biraz daha karmaşıklaştı: Sanal ortamın uçsuz bucaksız çevre edinme imkânları, belki eski zamanlara göre aklımızı daha da karıştırıyordur.
Din ve kültür târihimizin en etkili ve renkli alanlarından biri de tasavvuf ve tarîkatlarla ilgilidir. En kısa târifiyle tasavvuf ahlâktır, gönül terbîyesidir, ruh temizliğidir. İnsanın iç dünyâsının güzelleşmesi ve netîcede Allâh’a âşık olmasıdır.
Sözlük anlamıyla, olmuş ve olacak hadiselerin birbiri ardınca cereyan edişinin düşüncemizde meydana getirdiği başı ve sonu belli olmayan soyut bir kavram, fizikçilere göre dördüncü boyut. Yani zaman. Bültenimize konu olan başlık zaman bilinci.
Zaman felsefi olarak dönüşü olmayan doğrultuda birbiri ardında gitme, değişme, süreklilik, geliş geçiş, oluş anlamlarında tanımlanabilir.
Mutasavvıflar, ”Sûfî, ibnü’l-vakttır.(vaktin oğlu, vakit uşağıdır)derler. Bununla, sûfî (sâlik, yani bir tarikata girmiş bir mürşide bağlanarak manevî yolculuğa çıkmış kimse)her vakit içinde o vakitte işlenmesi en hayırlı olan şeyle derhal meşgul olur, o vakit içinde kendisinden istenen görevi yerine getirir, manasını kastederler.
Kur’an’da ve Hadiste zamanın önemini belirtir misiniz?
Öncelikli olarak şunu ifade etmek lazım: Kur’an’a ve sünnete baktığımız zaman varlık sahasındaki her şeyin insana ait, insana özel olduğunu görüyoruz.
Yetersizliğinden yakındığımız, çoğu zaman hakkıyla kullanamadığımız ve boşa harcadığımız en kısıtlı kaynaktır “zaman”. Onu biriktiremeyiz, saklayamayız, kaybettiğimizde ise geri kazanamayız.