Zeynep Yaren Çelikbilek-İlahiyatçı-
Tesettür; kelime olarak örtünme, giyinme, perdeleme, bir şeyin içinde ya da arkasında gizlenme, kendi ve diğerleri arasına bir engel koyma anlamlarına gelmektedir. Terim olarak da İslam dinine göre erkek veya kadının bedeninin belli kısımlarını örtmesidir.
Bu tanımlar doğrultusunda tesettür, kılık kıyafetle ilgili bir davranış biçimi olarak anlaşılmakla birlikte özünde bireyin anlam dünyasının önemli bir tezahürüdür. Bu anlam dünyasının temelini, varoluş kavramı oluşturmaktadır.
Şöyle ki mutlak varlık tarafından yaratıldığını kabul eden birey (kul), fıtrat kavramını da kabul etmiş olur. Yaratılış kodları anlamına gelen fıtrat başka bir ifadeyle Allah’ın yarattığı tüm varlıkları nitelikli bir hayat sürebilecekleri yazılımla donatmasıdır. Kutsal kitapların asılları ve en son indirilen Kur’an-ı Kerim de insanlık için bu yazılımın kılavuzudur. Bu ilahi kılavuz rehberliğine göre bireyin varoluş amacı yaratılış kodlarını koruyarak potansiyel iyiliğini hayata geçirmektir.
Çok özet biçimde ifade ettiğimiz bu anlam dünyası içinde tesettür, insanın yaratılış kodları ile uyumlu kalmasını sağlayan uygulamalardan biridir. İnsanlık tarihi boyunca süregelen bu uygulama insanın değerini ve sınırını korumanın en pratik ve güvenli yolu olarak benimsenmiştir.
Nur Sûresi’nde önce 30. ayetikerimede erkeklere sonra 31. ayetikerimede kadınlara bakışları ile bir diğerinin tesettürünü ihlal etmemeleri ve mahremlerini muhafaza altına almaları emredilmiştir.
Buradaki sıralamaya dikkat edilmesi gerekir. Tesettür, önce kişinin kendi bakışlarının muhafazasıyla başlamaktadır.
Bunun yanında önce erkeklere hitap edilmesi tesettürün kadına mahsus bir uygulama olmadığını ortaya koymakta, kadının erkekler yüzünden örtünmesi gerektiği ile ilgili algıyı boşa düşürmektedir. Zira kadının ne giydiğinden bağımsız olarak erkek zaten (şehvetle) bakmamakla yükümlüdür.
Kadın kendi değerini, sınırlarını ve mahremiyetini korumak için dış görünüşü ve dişiliği ile değil insanlığı ile değer görmek için tesettürüne dikkat etmelidir.
- Ayetikerimenin devamında kadınların el, yüz (ve ayak) haricinde bedenin tamamının örtülmesi gerektiğini; baş, boyun ve göğsün kapatılması gereken yerler olduğunu; yakın (mahrem) kabul edilen erkeklerin kimler olduğunu öğreniyoruz.
Söz konusu ayette örtü altında saklanan güzelliğin fark ettirilmeye çalışılması yasaklanmıştır. Nitekim hem örtmek hem örtünün altında olanı belli etmeye çalışmak çelişkili bir durumdur. Bu ilkeden yola çıkarak tesettürün sadece giyimle sınırlı olmadığını ifade edebiliriz. Kıyafetin altında korunan kadınsı güzelliği çeşitli davranış ve iletişim biçimi ile ortaya çıkarmamak için gayret göstermek de tesettür kapsamındadır.
Konu ile ilgili bir diğer rehberimiz Ahzab Sûresi’nin 59. ayetikerimesidir. Burada da dış kıyafet olarak ifade edebileceğimiz bir örtünme emrini görüyoruz. Yaratıcımızın bu emrine göre kadınların korunaklı alanlarından çıkarken bedenlerini baştan aşağı (el, yüz hariç) örten bir kıyafet giymeleri gerekmektedir. Dış kıyafette genel ölçüt kıyafetin beden hatlarını belli etmeyecek bollukta, içini göstermeyecek kalınlıkta olmasıdır.
Aynı zamanda bu kıyafetin gösterişten ve aşırılıktan uzak olması da tesettürün tezahürü olduğu anlam dünyası ile uyumlu olması açısından önemlidir. Zira varoluş amacını unutmayan insan, fıtratını muhafaza ederek her vesile ile yaratıcısına kulluğunu beyan ederken kıyafeti ile bir başka insana gösteriş ya da sosyal statü belirleme ihtiyacı duymasa gerektir.
Dışarıda bu hassasiyet ile örtünmek, kadının kendi değerinin farkında olduğunu ilan etmesidir. Bu öz güven sayesinde, en değerli varlığı olan kendinin sınırlarının ihlal edilmesinden ve incitilmekten korunmaktadır.
Ayetikerimede geçen açık ifadelere rağmen günümüzde tesettürün farz olması ve uygulanması ile ilgili Kur’an’a uymayan bir tesettür anlayışı ortaya atılabiliyor. Bu görüşlerin ilmî bir dayanağı yoktur. Peygamber’in (s.a.s.) uygulamaları ve 1400 küsur yıllık İslam tarihi, kültürü içinde tesettürle ilgili farklı bir uygulamanın bulunmaması; bütün mezheplerin ortak görüş (icma) beyan etmesi de tesettür hükümlerinin ne kadar açık ve kesin olduğunun delilidir.
Tesettürü benimsemek ya da uygulamak noktasında zorluk hisseden, yaşayan hanımefendilerin öncelikle anlam dünyalarını gözden geçirerek güncellemelerini, sağlam temellerle, sahih kaynaklardan alınan bilgilerle güçlendirmelerini tavsiye edebiliriz. Yaratılış kodları ile uyumlu bir anlam dünyası; tesettür fikrinin içtenlikle benimsenmesini, bu anlamda istikrarlı bir tutum sergilenmesini ve öz güvenli adımlar atılmasını sağlayacaktır.
Bu süreç biraz sancılı olabilir. Önemli olan samimi bir niyetle yola çıkmak ve niyeti her gün yeniden tazelemektir. Niyetteki samimiyeti korurken hayatının amacını sorgulamak ve ölüm gerçeğinin hayata kattığı değeri anlamaya çalışmak oldukça önemli ve faydalıdır. Bu tutum aynı zamanda tesettürle ilgili adımlar atılırken de en önemli cesaret ve motivasyon kaynağı olacak; zorluklar, çeldiriciler karşısında kararlı kalmayı, sanki yapamayız sandığımız zamanlarda yeniden güç toplamayı sağlayacaktır.
Anlam dünyasını güncelleme sürecinde iyi niyetli bir çevre içinde olmak, sürecin daha rahat ilerlemesine destek sunar. Çünkü dış görünüş ve giyim kuşamla ilgili yaygın ve etkileyici algılar, birtakım odaklar tarafından kendi menfaatlerini koruma maksadıyla topluma dayatılmakta ve maalesef kadınların güzellik kaygısına hitap ediyor gibi kamufle edilmektedir. İçinde bulunulan çevre, bu algı oyununun karşısında benliğini korumaya ya da içinde kaybolmaya sebep olacak kadar etkilidir.
Uygulamaya henüz başlamayan hanımefendiler, hızlı bir değişim cesaretini bulamıyor olabilir. Bu durumda gerçekçi hedefler koyarak süreci zamana yaymak, uygulamayı tamamen ertelemekten daha iyidir.
Bu bağlamda yetişkinlerin üzerine düşen, gelişim sürecinde bulunan gençlerimize rol model olduğunu hiç unutmamak ve dolayısıyla tesettürün tezahürü olduğu anlam dünyası ile çelişen tutumlardan korunmaya çalışmaktır. Çünkü gençler, çelişkiyi fark ettikleri anda toptan reddetmeye kayabilmektedir.
Evlatlarına tesettür hassasiyeti kazandırmak isteyen ebeveynlerin her şeyden önce aile içindeki sevgi iletişimini koruması gereklidir. Çünkü aile muhabbeti ve aidiyetinde sıkıntı yaşayan gençlerin bu sıkıntıyı ailenin hassasiyetleri ile özdeşleştirmesi ve o hassasiyetlerden uzaklaşması muhtemel bir sonuçtur.
Bu noktada yine anlam dünyamıza atıf yapalım. İnsanın varoluşunun iki aşaması bulunuyor: dünya ve ahiret. Şu an içinde bulunduğumuz dünya geçici olmakla birlikte ahiretin imar edildiği bir imtihan sahnesidir. İmtihan söz konusu olduğunda elbette insanın fıtratını bozabilecek çeldiriciler de vardır.
Tesettür uygulamasını da imtihan sürecinden bağımsız düşünmemiz mümkün değildir. Tesettürü hayata geçirirken karşılaşılan zorluklar bu bağlamda değerlendirilmeli, sabır ve dua ile fıtratı korumaya gayret gösterilmelidir.