Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran. El-Fettah: Bir şeyi açmak, taraflar arasında hüküm vermek, birine yardım edip zafere ulaştırmak anlamındaki feth kökünden mübalağa ifade eden bir sıfattır.
037. İstanbul’un Fethi ve Fatih Sultan Mehmet
Eman; Arapça “emn” kökünden türemiş bir sözcük olup güven, güvence, güvenlik anlamlarına gelmektedir. İslam hukukunda ise “İslâm ülkesine (dârü’l-İslam) girmek veya İslâm ordusuna teslim olmak isteyen yabancı gayrimüslime (harbî) can ve mal güvencesi sağlayan taahhüt veya akdi ifade eder.”
Konuşmak sadece konuşmak değildir. Yankısında yatar konuşmanın hâsılası. Öz konuşmak, tatlı tatlı konuşmak, sıkmamak, muhatabı hazır bulunuşluk ve dikkat süresi gibi açılardan dikkate almak, insanda bilemedikleri, göremedikleri, yapıp edemedikleri sebebiyle yetersizlik hissi oluşturmak yahut tekrar eden yanlışlar sebebiyle yılgınlık benzeri hisler husule gelmesine sebep olmak değil;
Bu şehr-i Sitanbul ki bî misl ü behâdır.
Bir sengine yek-pare Acem mülkü fedadır.
Konstantiniyye 53 gündür kuşatma altındaydı fakat fetih bir türlü gerçekleşmiyordu. Zaman geçtikçe, askerler ye’se kapılacak gibi olsalar da Sultan Mehmed zihnen asla teslim olmuyor ve hayatında daha önce harama bulaşmış kimse varsa ordudan ayrılması için adeta yalvarıyor, varsa böyle kişilerin hiçbir şekilde takibata uğramayacağını söylüyordu.
Allah-u Teàlâ Hazretleri bu dîn-i mübîn-i İslâm için hizmet edenlerden razı olsun… Makamlarını yüceltsin… O şehidlerin, o mübarek gàzîlerin şefaatlerine bizleri nâil eylesin… Bizleri de onların yolundan ayırmasın… Onlar gibi dîn-i mübîn-i İslâm’a güzel hizmetler etmeyi nasîb eylesin… Nice nice fütûhât ve füyûzât bizlere de ihsân eylesin…
İmtisâl-i “câhidû-fi’llah” olupdur niyyetüm
Dîn-i İslâm’ın mücerred gayretidür gayretüm
Fazl-ı Hakk u himmet-ı cünd-i ricâullâh ile
Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemekdür niyyetüm
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in fethini de, fatihini de müjdelediği şehir: İstanbul. Tarih boyunca gerek askeri, gerek siyasi konumu sebebiyle birçok kuşatma ve savaş geçirmiş bir cazibe merkezi…
Daha Medine dışındaki toprakların bile hâkimi olmadığımız bir dönemde mübarek fem-i saâdetlerinden buyurdular: “Konstantiniyye bir gün mutlaka …” (Ahmet ibni Hanbel/Müsnet)
Bundan yıllar yıllar önce şehri İstanbul’u Megaralılar görmüşler ilk. Ne güzel memleket deyip yerleşmişler. Arkasından bir dönem Yunan şehir devleti olarak gelişmiş serpilmiş, kısa zamanda dikkat çeken bir merkez haline gelmiş.