Bismihî Subhân; Alışkanlıklarımızla doldurduğumuz şu hayatta, alışkanlıklarımızın dışına çıkmayı başarmak ne kadar zor. Her biri kendi ayağımıza pranga, elimize kelepçe olan alışkanlıklar; hakikatin önüne çekilmiş bir perde gibi manevi gözümüzü görmez kılıp, maddi gücümüzü de fazlasıyla tüketiyorken…
BÜLTEN
Birçok insan Yüce Yaratıcının kullarını eğitmek ve sınamak için yarattığı dünya hayatında kişisel inançları doğrultusunda hedefler belirleyip bunları uygulamayı arzular. Çoğumuz deneyimlemişizdir: planlar yapılır ve heyecanla uygulanmaya başlanır. Her gün kitap okunacak, yürüyüş yapılacak, iş veya okul hayatında daha başarılı olunacak vs.
Her şeyin varlığı kendisine bağlı olan, kâinatı idare eden yüce varlık.
El-Hayy ve El- Kayyum, her türlü kemal sıfatlarına sahip olandır. O, dilediğini mutlaka yapandır.
Kıyam kökünden türeyip, Kur’an ayetleri ve hadis metinlerinde, Allah’a nispet edilen kelimelerden, sıfat sigasında olmayan makam istisna edilirse, geride kaim, kayyim, kayyam ve kayyum isimleri kalır
Dünya yaşamının avuçlarınızın arasından su gibi akıp gittiğini fark ettiğinizde, zamanın durdurulamaz çarkının sizi ve yaşamınızı tükettiğini acı bir biçimde anlamışsınız demektir. Muhtemelen yaşınız orta yaş veya üzeridir.
Öncelikli olarak şunu ifade etmek lazım: Kur’an’a ve sünnete baktığımız zaman varlık sahasındaki her şeyin insana ait, insana özel olduğunu görüyoruz. Daha doğrusu insan için yaratıldığını görüyoruz. Yerdeki ve gökteki her şey, dünya ve içindekiler, uzay ve içindekiler insan için yaratılmış.
Kardeşlik akdi iki şahsın arasındaki bağlantıdır. Tıpkı eşlerin arasındaki nikâh akdi gibi. Nikâh, yerine getirilmesi farz olan birtakım hakları gerektirir ki, bu hakları nikâhın hakkı olarak yerine getirmek mutlaka lazımdır.
İmam Gazzâlî hazretlerinin İhyâu Ulûmu’nda, benim çok etkilendiğim bir bölümünde diyor ki; “Kardeşlik üç derecededir.”
Dostluk, kardeşlik. Yani siz bizimle dost olun, biz sizinle dostuz, siz birbirinizle dostsunuz.
Fudayl b. İyâd rahmetullahi aleyh hazretleri Merv şehrinden, Semerkant’tan neşet etmiş [doğmuş], Ebiverd’de yaşamış. Hicretten 187 yıl sonra, Muharrem ayında Mekke-i Mükerreme’de Harem-i Şerîf’te vefat etmiş. Bu mübarek zât buyuruyor ki;
Bugünkü cemiyetimiz her zamankinden çok daha fazla birlik ve beraberliğe muhtaçtır. Hatta varlığımızın bekası için ilk şart bu görünüyor. Şüphesiz birliği temin etmek hususunda herkese cemiyetteki yeri, mevkii ve mesleği ölçüsünde bir sorumluluk düşmektedir.
Bir fırsat daha verildi ve bizler, Regaib kandili gibi içinde çok kıymetli günlerin bulunduğu çok kıymetli bir manevi mevsime eriştik. Kadrini bilmek nasib olsun ki, feyiz ve bereketi de bizimle olsun. İstedik ki, bütün güzel duyguların daha içtenlikle yaşanıp anlam kazanabileceği bu vakitlerin bireysel ve toplumsal farkındalığımıza vesile olabileceği konularımız olsun.




