25 Ocak 2026 / 6 Şaban 1447

İnci Gibi Saklı Bir Asalet

Ayşenur Coşan -Moda Tasarımcı-

Asalet, kelime anlamıyla soyluluk ve özden gelen bir değer ifade eder; giyimde ise bu anlam, sadelik ve zarafetle kendini gösteren, yüksek sesle var olmaya ihtiyaç duymayan bir duruşa karşılık gelir. Bu yüzden giyim, yalnızca estetik bir tercih değil, insanın kendi kimliğinin de bir yansımasıdır. Gerçek asalet; bedeni öne çıkarmakla değil kişiliği, duruşu ve kimliğiyle görünür olmaktır. Bedeni merkez alan giyim, çoğu zaman kolay tüketilebilir bir anlayış sunar ve kalıcı değerlerden uzaklaşır. Oysa ölçülü ve tesettüre uygun bir giyim, bakışı bedenden alıp kimliğe yönlendirir; kadının değerini bedeni üzerinden değil kişiliği üzerinden tanımlar.

Tarihe baktığımızda Osmanlı İmparatorluğu’nda saray kadınlarının giysileri; dönemin en ince işçilikli kumaşlarından yapılan kaftanlar ve feracelerle örtünmenin ihtişamını yansıtırken dünya üzerindeki hemen her kraliyet ailesinde de Avrupa saraylarının kraliçeleri ve düşesleri vücut hatlarını sergilemekten özellikle kaçınmıştır. Batılı kraliyet aileleri tam olarak tesettüre uygun olmasa da belli bir ölçüye uygun giyinirler; göğüs ve sırt dekoltesinden kaçınırlar; etek boyunda ölçüyü korurlar; vücudu sarmayan, omuz ve kolları kapatan tasarımlar tercih ederler. Bu da aslında örtünmenin farklı kültürlerde bile zarafetin ortak ifadesi olarak evrensel düzeyde asilliği yansıttığını gösterir.

Kur’an-ı Kerim’de güzelliğin nasıl korunarak değer kazandığı çok zarif bir şekilde tasvir edilir. Vâkıa Suresi’nde cennet ehli tasvir edilirken şöyle denir: كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ – Sanki kabuklarında saklı inciler gibidirler.” (Vâkıa Suresi, 23. Ayet) İncinin kıymeti, herkesin elinin altında olmasından değil saklı olmasından gelir. İşte bu yüzden Kur’an, değerin sergilenmekte değil korunmakta gizli olduğunu incinin diliyle anlatır.

Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Tüm alanları doldurunuz