21 Ocak 2026 / 2 Şaban 1447

​Kimlik Oluşumunda Tesettür

Fatma Ankaralı -Sosyolog-Aile Danışmanı-

Kimlik insanın “Ben kimim?” sorusuna verdiği cevaptır ve bireyin tüm özelliklerini kapsayan bir olgudur. ​İnsan, kendini bireysel ve toplumsal olarak tanımlarken kendini bir şeyle özdeşleştirmek suretiyle kimliğini ortaya koy​ar. ​ Kişilik, farklı kimlik alanlarının bir araya gelmesiyle şekillenir; bu süreçte din ve kutsal değerler, bireyin kendini tanımlamasında ve ifade etmesinde önemli bir rol üstlenir​. ​Kimlik oluşumu her birey için kişisel olduğu kadar toplumsal etkilerle de şekillenen bir süreçtir; ancak kadınlar, ​özellikle geleneksel toplumlarda kendilerine yüklenen roller ve beklentiler nedeniyle bu süreci çoğu zaman daha yoğun yaşar.

Tesettür, çoğu zaman yalnızca bir örtünme biçimi olarak tanımlansa da aslında kadının kendisiyle, inancıyla ve hayatla kurduğu ilişkinin dışa yansıyan hâlidir. Bedeni örtmenin ötesinde değerleri koruma, sınır çizme ve bir duruş sergileme anlamı​ da taşır.​ Aile içinde görülen ilk örneklerden, ergenlikte yaşanan sorgulamalara; arkadaş çevresinin etkisinden, bireysel farkındalığın gelişimine kadar pek çok unsur tesettürün anlamını şekillendirir.​         

Kadın, ​kimliğinin görünür bir parçası olarak tesettü​rüyle neye inandığını, nerede durduğunu ve nasıl bir hayat anlayışı benimsediğini hem kendine hem de çevresine anlat​ır. Bu ​yönüyle tesettür, kadının kimlik oluşum sürecinde önemli bir yer tuta​r. ​ Ancak bu anlatım; giysinin ötesinde bilinçle, özgür irade ve kişisel içselleştirmeyle birleştiğinde kimliğe dönüşür. ​ Aksi hâlde şekilsel bir uygulama olarak kalır ve zamanla sorgulanmaya başlar.

Bu sorgulama en çok ergenlik ve gençlik dönemlerinde ortaya çıkar. Çünkü bu dönemler, kimlik arayışının en yoğun yaşandığı zamanlardır. Genç kızlar bir yandan ailelerinden öğrendikleri değerleri taşıma zorunluluğu hissederken diğer yandan dış dünyanın sunduğu farklı seçeneklerle sınanırlar. Bu minvalde tesettür, bazı gençler için ait olma duygusunu güçlendirirken bazıları için baskı, kararsızlık ya da çatışma alanına dönüşebilir. Burada belirleyici olan, tesettür kararının kimin isteğiyle ve hangi anlamla alındığıdır. Kendi iradesiyle anlamını düşünerek ve içselleştirerek örtünen genç kadınlarda kimlik daha sağlam bir zeminde gelişirken zorunluluk hissiyle alınan kararlar, ilerleyen yıllarda daha fazla sorgulanabilmektedir.

Aidiyet; insanın kendini bir yere, bir değere ya da bir inanca yakın hissetmesidir. Bu duygu kişinin kendini güvende hissettiği alanlarda güçlenir. Ancak aidiyet tek başına yeterli değildir. Bilinçle birleşmediğinde kalıcı bir kimlik oluşturmaz. “Neden örtünüyorum?” sorusuna verilen içten bir cevap, tesettürü aidiyetten kimliğe taşıyan en önemli adımdır. Bu cevap, çoğu zaman aileden öğrenilen değerlerle kişinin iç dünyasında yaptığı muhasebenin birleştiği noktada güçlenir. Kimliğe dönüşen tesettür, kadına iç huzuru ve öz güven kazandırır. Bu huzur, davranışlara ve duruşa yansır; sessiz ama vakur, sade ama kararlı bir hâl alır.

Kimlik oluşumunda çevrenin etkisi de göz ardı edilemez. Özellikle gençlik döneminde akranlar ve rol modeller, bireyin yönelimlerini derinden etkiler. Tesettürü hayatla çatışan bir unsur gibi sunan yaklaşımlar kafa karışıklığını artırırken tesettürüyle barışık, üretken ve hayata temas eden kadın örnekleri umut verici bir etki oluşturur. İnsan, gördüğüyle cesaret bulur. Bu nedenle gençlerin, tutarlı ve sahici örneklere ihtiyacı vardır.

Tüm bu sürecin temeli ise ailedir. Aile, kimlik oluşumunun başladığı ilk ve en güçlü alandır. Özellikle annelerin tutumu, kız çocuklarının tesettür algısında belirleyici bir rol oynar. Baskıcı, dayatmacı ve kontrol odaklı yaklaşımlar kısa vadede uyum sağlıyor gibi görünse de uzun vadede kopuşlara yol açabilmektedir. Buna karşılık dinleyen, anlayan ve rol model olan ailelerde tesettür daha sağlıklı bir biçimde içselleştirilir. Kız çocuklarının kendilerini ifade edebildiği, soru sorabildiği ve yargılanmadan konuşabildiği aile ortamları; kimliğin güçlü ve kalıcı olmasını sağlar. Aile için asıl mesele, her şeyi kontrol etmek değil rehberlik edebilmektir.

Sonuç  olarak tesettür,  bilinçle birleştiğinde kadının kimliğini güçlendiren ve duruşunu asil kılan bir değere dönüşür. Bu süreçte aile, çevre ve bireysel farkındalık birbirini tamamlayan unsurlardır. Güçlü kimlikler zorlamayla değil anlayışla, bilinçle ve sevgiyle oluşur. Tesettür de bu oluşumun bir parçası olduğunda, kadın için bir yük olmaktan çıkar ve hayata anlam katan bir kavram hâline gelir. 

Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Tüm alanları doldurunuz