25 Ocak 2026 / 6 Şaban 1447

Modern Dünyada Tesettür ve Mahremiyet

Asiye Aykut -Sosyolog-

Sevgili Kardeşim,

Modern dünyada kadın kimliği; görünürlük, beğenilme, kusursuzluk ve tüketim üzerinden yeniden tanımlanıyor. Popüler kültür; sürekli değişen trendler, filtrelenmiş bedenler ve “Daha fazla görün!” baskısıyla insanı kendi fıtratından uzaklaştırıyor. Oysa Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi 138. ayette bildirilen “Allah’ın boyası” ifadesi, insanın en hakiki kimliğini rabbinden alması gerektiğini hatırlatır. Bu boya; solmayan, hayal kırıklığına uğratmayan, yarı yolda bırakmayan bir kimliktir. Bugün insan bedeninin bir projeye, özellikle kadın bedeninin bir reklam nesnesine dönüştürüldüğü bir dünyada “Benim vücudum bir proje, bedenim bir şantiye değil!” deme cesareti, güçlü bir kimlik inşasının ilk adımıdır. Tesettür, bu kimlik inşasının önemli bir parçasıdır. Ancak tesettür bir anda olup biten bir kıyafet değişimi değil; kalbin, niyetin ve yönelişin birlikte olgunlaştığı bir yolculuktur.

Tesettüre bilinçli başlamak, neden örtündüğünü bilmekle mümkündür. Bu nedenle tesettürle ilgili ayet ve hadisleri öğrenmek büyük önem taşır. Bilgi arttıkça kalp güçlenir, güçlenen kalp ise modern dünyanın dayattığı sahte özgürlük ve değersizlik mesajları karşısında daha dirençli olur. Bilerek örtünmek, kişiye içsel bir güven kazandırır ve psikolojik olarak daha tutarlı bir duruş sağlar.

Bu yolculukta adım adım dönüşüm esastır. Dolaptaki tesettüre uygun olmayan kıyafetleri bir anda değil yavaş yavaş elemek; kıyafet boyu, bolluk ve sadelikte kademeli geçiş yapmak süreci sürdürülebilir kılar. Acele etmek yerine kendine zaman tanımak, kalbi yormadan ilerlemeye yardımcı olur. Küçük ama istikrarlı adımlar, uzun vadede derin bir huzur ve istikrar getirir.

Çevre ve destek bu süreçte belirleyici bir rol oynar. Tesettürlü arkadaşlarla sohbet etmek, onların tecrübelerini dinlemek insanın yalnız olmadığını hissettirir. Soru sormak, danışmak, birlikte güçlenmek ve güvenli bir kadın topluluğunun içinde yer almak kalbe ferahlık verir. Böyle bir çevre; düştüğünde kaldıran, zorlandığında tutan bir destek mekanizmasıdır.

Niyet meselesi ise bu yolculuğun merkezindedir. Niyetlenildiyse geciktirmemek önemlidir. Erteleme çoğu zaman insanı oyalayan, kararsızlıkta tutan bir tuzaktır. “Biraz daha hazır olayım.” düşüncesi niyeti zayıflatabilir. Oysa temiz bir niyet, atılan küçük bir adım ve ilahi yardım arasında güçlü bir bağ vardır. İnsan adım attıkça yolların açıldığını ve yükün hafiflediğini fark eder.

Elbette bu süreçte zorluklar yaşanabilir. İlk dönemlerde zorlanmak son derece doğaldır. Alışma süreci her insanda farklı işler. Bu noktada “Her zorluktan sonra bir kolaylık vardır.” ayetiyle kurulan manevi bağ, kalbi teskin eder. Allah’ın kuluna yakınlığı, O’na yöneldikçe daha derinden hissedilir ve bu his yolculuğun en kıymetli kazanımlarından biridir.

Fiilî dua, bu süreçte önemli bir destek unsurudur. Namazlara dikkat etmek, namaz sonrası samimi dualar etmek, cemaatle namazda hâzirûndan dua istemek kalbi güçlendirir. 

HER ŞEY GÖSTERİLMEK ZORUNDA MI?

Tesettürle birlikte mahremiyet bilinci de yeniden inşa edilir. Sosyal medyanın “Her şeyi paylaş!” dayatmasına karşı her şeyin gösterilmek zorunda olmadığını fark etmek özgürleştiricidir. İnsan bir sırdır; beden, duygular, dualar ve kırgınlıklar herkesin bilmesi gereken şeyler değildir. Gerçek özgürlük, her şeyi yapmak değil neyi yapmamayı tercih ettiğini bilmektir. 

Şimdi durup düşünelim:

Benim mahrem alanlarım neler? Bunları koruyabiliyor muyum?

Sosyal medyada paylaştığım şeyler gerçekten beni mi anlatıyor yoksa onay alma isteği mi bana bu paylaşımı yaptırıyor?

Hatırla: “Beni gören varsa O’dur ve O’nun görmesi bana yeter!” bilinci, insanı onay arayışından korur.

DEĞERİN KAYNAĞI: GÖRÜLMEK Mİ, BİLİNMEK Mİ?

Hz. Meryem: Sessizliğiyle Yankı Uyandıran Kadın

Görünmeden var olmak, susarak yankı uyandırmak da mümkün.

Bazen en güçlü kadınlar en az konuşanlardır. Ne kürsülerde sesleri vardır ne manşetlerde yüzleri. Ama dualarda anılırlar, kalplerde iz bırakırlar. Hz. Meryem gibi bir kadın düşün: Kur’an’da adı geçen tek kadın. Tek kelime etmeden bir devri değiştirdi. Dünyada en çok adı anılan, en çok sevilen kadınlardan biri.
Ama ne sesi kayıtlıdır ne paylaştığı bir şey vardır ne de bir topluluğa hitap etti. Sessizliği, teslimiyeti ve mahremiyetiyle kıyamete kadar konuşulacak bir iz bıraktı. Hiçbir zaman “görülmek” için yaşamadı ama Rabbinin katında öyle göründü ki adı âlemlere yayıldı.

Onun hikâyesinde mahremiyet, teslimiyet ve içsel motivasyon vardır.
İnsanlar ona iftira ettiğinde bile konuşmadı sadece işaret etti.
Ve onun en büyük duası şuydu:

“Beni unuttur ya Rabbi!” ama Allah onu asla unutturmaz.

Sevgili kardeşim, tesettür ve mahremiyet yolculuğu; korkuyla değil bilinçle, baskıyla değil muhabbetle, yalnızlıkla değil kardeşlikle güzelleşir. Bu süreçte yargılanmadığını, zorlanmadığını ve yalnız bırakılmadığını bil! Rabbim niyetini bereketlendirsin, adımlarını sağlam kılsın ve kalbine huzur indirsin!

Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Tüm alanları doldurunuz