Dr. Şükriye Leyla Altuntaş- (Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı)
Ömür beklentisinin seksen yılı bulduğu çağımızda menopoz, kadınların uzun yaşarken tecrübe ettikleri doğal bir dönemdir. Çoğu zaman mahiyeti yeterince anlaşılamadan yüzleşilen bu evre; psikolojik, bilişsel, cinsel ve bedensel açıdan eksilmek ve gerilemek olarak algılanmaktadır. Ön yargılı olumsuz yaklaşım, belki de hissedilmeyecek menopoz semptomlarının belirginleşmesine yol açmaktadır.
Menopoz, belli olgunluk yaşlarında 12 ay üst üste adet görülmemesi demektir. Dolayısıyla geriye dönük olarak tanımlanır. Yumurtalıkların yumurta üretemediği, cinsiyet hormonlarının belirgin şekilde azaldığı, gebe kalınamayan ve adet döngüsünün kalıcı olarak sona erdiği biyolojik tabii bir süreçtir; hastalık değildir. Yine menopoz, yaş almanın olağan bir parçasıdır ancak yaşlılık demek değildir. Pek çok kadın için tecrübe biriktirdiği daha olgun, üretken bir dönemdir.
Menopoz belirtileri birdenbire başlamaz; son adetten yıllar önce yavaş yavaş, adet düzeninin ve bedensel hislerin değiştiği geçiş dönemini takiben ortaya çıkar. Perimenopoz denen bu geçiş evresi, ortalama 4-8 sene sürer ancak 2 sene kadar kısa 10 yıl kadar uzun da devam edebilir.
Kadına cinsiyet özelliklerini kazandıran ve üreme işlevlerinde öne çıkan östrojen ve progesteron hormonları, perimenopozda kademeli olarak azalmaya başlar. Östrojen üretilmeye devam ederken ovulasyon yani yumurtlama gerçekleşmeyince progesteron salgılanmaz; iki hormon arasındaki sıralı ve dengeli salgılanmaya ayarlı olarak düzenli kalınlaşan ve adetle kanayan rahim iç zarı, progesteron eksikliğinde kanamayı başlatacağı ve başlayınca da durduracağı vakti bilemez hâle gelir. Böylece hormon seviyelerinin dalgalanmasıyla kendini gösteren perimenopoza özgü düzensiz kanamalar yüzünden ilk fark edilen belirtiler; adetlerin gecikmesi, uzaması veya kısalmasıdır.
Dünya genelinde menopozun meydana geldiği yaş 51 (45-55 yaş aralığında) olmakla beraber ortalama aralık Türkiye’de 47-49 yaştır. 40 yaş öncesi prematür menopoz (prematür over yetmezliği), %1 oranında görülürken, 45 yaş altı erken menopoz oranı %5 civarındadır. 40-45 yaş öncesi kendiliğinden menopoza giren veya başka hastalıklarını tedavi etmek amacıyla ameliyatla yumurtalıkları alındığı için veya ilaçla menopoza giren kadınların durumu özel takibe gereksinim duyar. Fizyolojik olarak vaktinde menopoza girenlerle aynı kapsamda ele alınmazlar.
Anne, hala, teyzenin menopoz yaşı gibi aile öyküsü, sigara kullanımı gibi zararlı madde ve genetik ve bireysel biyolojik özellikler menopoza giriş yaşını etkiler.
Rahim, yumurtalıklar, meme gibi genital-üreme organlarının yanı sıra cilt, beyin, kalp, kemikler gibi vücudun hemen hemen her dokusunda östrojen ve progesteron reseptörleri bulunmaktadır. Dolayısıyla hormonlardaki dalgalanma, bu organlarla bağlantılı geniş yelpazede belirti ve semptomlara yol açar. Bunlar arasında ani sıcak basmaları, çarpıntı, gece terlemeleri gibi vazomotor; kilo almak, osteopeni gibi metabolik; saç dökülmesi, cilt kuruluğu gibi fiziksel; gece uykunun sık bölünmesi, anksiyete, sinirlilik, unutkanlık, beyin sisi gibi bilişsel ve ruhsal; vajinal kuruluk, cinsel istekte azalma, sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları gibi genito-üriner sistem belirti ve semptomları sayılabilir. Semptomlar, kadından kadına farklı sürelerde devam eder. Bazı kadınlar belirgin değişiklikler yaşarken bazıları bu dönemi oldukça hafif belirtilerle ya da fark etmeden geçirebilir. Her kadının menopoz deneyimi; yaşam tarzına, genetik özelliklerine, psikolojik ve sosyal koşullarına göre farklılık gösterir.
Menopozun tedavi edilip edilemeyeceği sorusunda tam olarak neyin kast edildiği açığa kavuşturulmalıdır. Birkaç ay verilen ilaçlarla adetin düzene koyulup ilaçlar bırakıldıktan sonra da geçmiş yıllardaki gibi kendiliğinden devam etmesi isteniyorsa bu mümkün değildir. Kadınların yumurtalıklarındaki yumurta sayısı daha doğdukları anda bellidir, artmaz. Puberte denilen büluğ çağından itibaren aydan aya ovulasyon gerçekleşerek yumurta sayısı giderek azalır. Belli bir yaştan sonra yumurtalıklarda yumurta kalmadığından ovulasyon olmaz, kadın gebe kalamaz ve adet göremez yani menopoza girer. Ancak hormonlar; hap, fitil, krem ya da enjeksiyon yoluyla dışarıdan vücuda alınırsa rahim iç zarı bunlara yanıt verir ve kanar. Kanama, yumurtalıklardan ovulasyonla salınan kendi hormonlarına yanıt şeklinde ortaya çıkan fizyolojik menstruasyon değil ilaçla gördürülen yapay, iatrojenik (ilaca bağlı) bir adettir.
Perimenopozda ve menopozdayken hekime müracaat eden kadınlarda iki nokta akılda tutulur.
İlk olarak sıcak basması, çarpıntı ve benzeri menopoz şikayetleri kanser, koroner kalp hastalığı, hipertiroidi, diyabet gibi birçok hastalığın semptomlarıyla karışabileceği için kadın sistemik olarak değerlendirilmeli; ciddi sağlık sorunları atlanmamalıdır.
İkinci olarak ateş basması, yoğun terleme, vajinal kuruluk veya uykusuzluk gibi yakınmalar kişinin günlük hayatını altüst ediyorsa çaresizce katlanılması değil yönetilmesi, tedavi edilmesi gereklidir. Tedavi genellikle semptomları hafifletmeye ve özellikle erken menopozda ileriye dönük sağlık risklerini (osteoporoz, kalp damar hastalıkları) önlemeye dönüktür. Nihayet menopoz kadının doğal bir süreci olduğundan şikayeti yoksa ve tetkikleri normalse mutlak tedavi gerektiren bir durum değildir.
Menopoz sonrası östrojen düşüklüğü kemik yoğunluğunda azalma (osteopeni) ve kemik erimesi (osteoporoz) riskini artırır. Vajinal kuruluk, idrar kaçırma, ilişki sırasında ağrı gibi şikâyetler tedavi edilebildiğinden muayene olunmalıdır. İhmal edilirse yıllarca hatta kalıcı olarak devam edebilir. Perimenopoz ve menopoz döneminde olağan jinekolojik muayeneleri, tarama testlerini aksatmamak gerekir. Vajinal kanamalar ciddiye alınmalıdır. Aşırı miktarda kanama, az olsa da on beş günden daha sık veya on günden uzun süren kanama, en az bir senedir adet görmüyorken (postmenopozal dönemdeyken) yeniden kanama başlaması halinde mutlaka doktora başvurulmalıdır.
Menopozda yaşam kalitesini en çok bozan, iş hayatında, sosyal ilişkilerde en çok zorlayan semptom sıcak basmasıdır. Kadınların %75-80’inde görülür, 5-10 yıl sürebilmektedir.
Genellikle boyun veya göğüs bölgesinde başlayıp yüze doğru yayılan ani bir sıcaklık artışı ve ardından terleme ile kendini gösterir. Sıcak basmaları nedeniyle kesintisiz uyku uyuyamamak yorgunluğa, sinirliliğe yol açar. Sıcak basması olmasa bile uykunun sık sık kesintiye uğraması, odaklanma güçlüğü, hafıza gibi bilişsel fonksiyonlarda zayıflama bu dönemde karşılaşılan problemlerdendir. Birdenbire ağlama krizleri, tahammülsüzlük depresyonla karıştırılabilir. Duygusal dalgalanmaların sıcak basmalarından daha kısa sürelerde, birkaç yıl içinde geçmesi beklenir.
Bilgi, her sahada olduğu gibi burada da en güçlü araçtır. Bilgi sayesinde menopozun her kadın için farklı seyredebileceği şuuru kazanılır. Korku ve belirsizlik azalır. Yeni dönemi yalnızca kayıplar üzerinden tanımlamak yerine kadın; kendine karşı saygısını, şefkatini eksiltmeden bedenle ruh arasındaki ilişkiyi tazeler. Yeni dengelerin kurulduğu bir süreç olarak görüp hayat hikayesinin güçlü ve değerli bir bölümü hâline getirir.