Tarihi dikkatle izleyen, Avrupa ve Amerika ülkelerini gezen ve onların içyapılarını iyi tanıyan bir kimse Batılıların, toplumsal kuruluşlara ne kadar değer verdiklerini çok iyi bilir.
Toplumsal kuruluşlardan öncelikle, çeşitli bilimsel araştırma kurumlarını, uluslararası yardım teşkilatlarını, kilise örgütlerini, vakıfları, dernekleri… kastediyorum.
Gündem
“İnsanın kıymeti himmetiyle mütenasiptir.”, yani: Gayesi ne kadar yüksek, tasarladığı hayrı ne kadar geniş ve şümullü ise; makbul ve muteber bir hedefe müteveccih mesaisi, çalışma ve gayreti ne kadar çok ise değeri de o kadar fazla olur. Hz. Ali Efendimiz (kerremallahu vecheh), “Himmetin yüksek olması imandandır.” buyurmuş.
Biz yaratandan ötürü yaratılanı severiz ve ona hizmeti ibadet biliriz. Sadece insana da değildir bu hizmet, canlı ve cansız her varlığa. Bir medeniyet olarak karşımıza çıkan vakıfların asıl amacı da bu olsa gerek.
Âdem’in toprağına su karıştırılıp balçık haline getirildiği günden beri âşık olduk suya. Başlangıcımızda su vardı, sonumuzda da su var. Dünyaya gelirken sevmedik burayı. Ağladık bu yüzden. Geldiğimiz yer tertemizdi çünkü.
Osmanlı sosyo-ekonomik, kültürel sistemi içerisinde vakıfların önemli bir yeri vardır. Ancak Osmanlı tarihi hakkında yapılan çalışmalar incelendiği zaman vakıf araştırmalarına gereken önemin verilmediği gözlenmektedir.
“Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.”
Değerli Âlime Şahver Çelikoğlu Hanımefendi’nin nadide eseri Dîvân-ı Sezâyî-i Gülşenî kitabı ile ilgili, kitabın editörü Gülsen Güler Hanım ile bir röportaj gerçekleştirdik.
Karabük Üniversitesi öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. İbrahim IŞITAN ile Tasavvuf, sûfîler ve sünneti seniyyeye bağlılık konusu üzerine yaptığımız röportajı istifadenize sunuyoruz.
Müzehhibe Serap Bostancı Tuluk Hanımefendi ile geleneksel sanatlarda Peygamber sevgisi üzerine konuştuk. İstifadenize sunuyoruz.
Kadın ve Aile: Sanat hayatınıza nasıl başladınız Serap Hanım?
Peygamber Efendimiz’in (sas.) zevce-i mükerremesi ve mü’minlerin annesi olan Hz. Âişe’den, şöyle buyurduğu naklediliyor: “Ben, vakarlı görünümü, sevimli hal ve tavrı ve sekinetli edâsı bakımından, Resûlullah’a kızı Hz. Fâtıma’dan (kerremallâhu vechehâ) daha çok benzeyen bir kimse görmedim.
