Prof. Dr. Mehmet Yücel Ağargün
Bilimsel açıdan inanma, beynin anlam üretme ve belirsizliği azaltma eğilimiyle ilişkili bir bilişsel ve nörobiyolojik süreç olarak açıklanır. İnsan beyni, çevredeki olayları yorumlamak için sürekli bağlantılar üretir ve bu süreçte dünyayı daha anlaşılır kılan inanç sistemleri, bilişsel yükü azaltarak zihinsel düzeni sağlar. Bilim, inancın metafizik doğruluğunu test etmese de insanın neden ve nasıl inandığını açıklayan psikolojik ve nörobiyolojik mekanizmaların varlığını güçlü biçimde göstermektedir.
İnanç ve dinî deneyim, insan zihninin en eski fenomenlerinden biri olmasına rağmen nörobilimsel olarak sistematik biçimde incelenmesi oldukça yenidir. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) ve elektroensefalografi (EEG) tekniklerinin gelişmesiyle birlikte dua ve ibadetlerin beyin aktivitesi üzerindeki etkileri objektif olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.
Tasavvuf pratiğinde önemli bir yer tutan zikir, ritmik ve tekrar eden bir dikkat odaklama süreci olarak değerlendirilebilir. EEG çalışmalarında ritmik tekrar sırasında alfa ve theta bantlarında artış olduğu gösterilmiştir. Bu bantlar gevşeme, içsel dikkat ve bilinç durumlarıyla ilişkilidir.
Ritmik tekrarın ayrıca thalamo-kortikal senkronizasyonu artırdığı ve dikkat ağlarını stabilize ettiği düşünülmektedir. Bu süreçte Default Mode Network aktivitesinin azaldığı ve ruminatif düşüncenin zayıfladığı bildirilmektedir.
İnanç ve ibadetlerin mutluluk ve huzur deneyimi üzerinde de belirgin nörobiyolojik etkiler oluşturduğu gösterilmiştir. Anlam üretimi ve güven duygusunun artmasıyla birlikte beynin ödül sistemi (özellikle ventral striatum ve medial prefrontal korteks) aktive olmakta, dopamin ve serotonin gibi nörotransmitter sistemlerinde düzenlenme gözlenmektedir.
Tasavvuf literatüründe benlik sınırlarının geçici olarak azalması “fenâ” kavramıyla açıklanmıştır. Bu deneyim özellikle Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin eserlerinde yoğun biçimde tasvir edilmiştir.
Namaz; dikkat, motor koordinasyon ve anlam üretimini aynı anda içeren kompleks bir zihinsel süreçtir. Ritmik hareketler sırasında cerebellum, premotor korteks ve supplementary motor area aktif hâle gelir. Bu motor düzenleme süreçlerinin otonom sinir sistemi üzerinde düzenleyici etkileri olduğu düşünülmektedir.
Secde pozisyonunun parasempatik aktivasyonu artırabileceği ve kalp atım değişkenliği üzerinde düzenleyici etki oluşturabileceği öne sürülmektedir. Bunun yanında namaz sırasında odaklı dikkat mekanizmalarının devreye girmesi dorsolateral prefrontal korteks aktivitesini artırmaktadır. Anlam odaklı dikkat süreçleri anterior singulat korteks aktivitesiyle ilişkilidir ve bu bölge hata izleme ile içsel farkındalık süreçlerinde önemli rol oynar. Prefrontal korteks tasavvufta bahsedilen nefsinatıkanın yeridir.
Dinî ibadetler sırasında amigdala aktivitesinde azalma olduğu ve bunun stres düzeylerinde düşüşle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Ritmik tekrar ve dua sırasında parasempatik aktivasyonun artması kortizol düzeylerinde azalma ile ilişkilendirilmektedir. Bu durum, ibadetlerin duygusal regülasyon mekanizmaları üzerinde etkili olduğunu düşündürmektedir.
İslam düşüncesinde zihinsel dönüşüm süreçlerini sistematik biçimde ele alan İmam Gazâlî, dikkat ve farkındalık temelli pratiklerin insanın içsel yapısını değiştirdiğini vurgulamıştır. Modern nörobilim bu süreci nöroplastisite kavramı ile açıklamaktadır.
Mevcut bulgular; inanç ve ibadetlerin beynin dikkat, duygu düzenleme ve benlik algısı ağları üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.