Yoğun yaşadığımız şu modern dünyada her beş kişiden dördünün hep aklında gitmek, gezmek, seyahate çıkmak yatar. Hatta gezenlere gıpta eder, kendisi gidemese bile içten içe bir özenir.
Gündem
Çocukluğumuzda sokak oyunlarıyla gönlümüzü eğlendirirken olur da yağmur yağarsa bir tarafımız heyecanla coşar, bir tarafımız hüzünlenirdi. Çünkü yağmur demek evlere dönmek demekti.
“Barış” ve “mutluluk”, tarihin her döneminde olduğu gibi, bugün de insanlığın peşinde koştuğu en önemli hedeflerdendir. Bununla beraber, insanlığın gerçek barış ve mutluluğa çoğu zaman ulaşamadığı da bir gerçektir.
El- Hayy, her yönüyle tam bir hayata sahip olan demektir. İşitme, görme, güçlü ve irade sahibi olmanın yanında, diğer zati sıfatlara da sahip olan ve eksiksiz bir hayatın bütün manalarını kendinde toplayandır.
İnsanoğlu hayatta en yüksek değerin ne olduğunu daimi olarak soragelmiştir. Düşünce tarihine baktığımızda genellikle tüm filozofların insan için en yüce değer ve en son gayenin mutluluk olduğunu ifade ettiklerini görürüz. Fakat mutluluğun ne olduğu filozoflar arasında tartışılmış, ortak bir görüş ortaya konmamıştır.
İnsan, doğası gereği dış dünyada olup biten ısı ve ışık değişiklikleri gibi etkenlerden etkilenir. Bu etkinin şiddeti; yaşam tarzı, inanç sistemi, karakter yapısı gibi kişisel farklılıklara bağlı olarak değişir.
Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran. El-Fettah: Bir şeyi açmak, taraflar arasında hüküm vermek, birine yardım edip zafere ulaştırmak anlamındaki feth kökünden mübalağa ifade eden bir sıfattır.
Eman; Arapça “emn” kökünden türemiş bir sözcük olup güven, güvence, güvenlik anlamlarına gelmektedir. İslam hukukunda ise “İslâm ülkesine (dârü’l-İslam) girmek veya İslâm ordusuna teslim olmak isteyen yabancı gayrimüslime (harbî) can ve mal güvencesi sağlayan taahhüt veya akdi ifade eder.”
Konuşmak sadece konuşmak değildir. Yankısında yatar konuşmanın hâsılası. Öz konuşmak, tatlı tatlı konuşmak, sıkmamak, muhatabı hazır bulunuşluk ve dikkat süresi gibi açılardan dikkate almak, insanda bilemedikleri, göremedikleri, yapıp edemedikleri sebebiyle yetersizlik hissi oluşturmak yahut tekrar eden yanlışlar sebebiyle yılgınlık benzeri hisler husule gelmesine sebep olmak değil;
Bu şehr-i Sitanbul ki bî misl ü behâdır.
Bir sengine yek-pare Acem mülkü fedadır.
