25 Haziran 2026 / 9 Muharrem 1448

Gıdanın Alfabesi

Prof. Dr. Fatih Gültekin (Lokman Hekim Üniversitesi)

Dr. Dyt. Sümeyye Koç (Boğaziçi Üniversitesi)

Market raflarının önünde işin içinden çıkamıyoruz.
“Bu ürünün içinde ne var?”
“Çocuğuma bunu almalı mıyım?”
“Her etiketi tek tek okumak zorunda mıyız?”

Aslında bu soruların hepsi çok haklı sorular. Çünkü artık gıdaya ulaşmak kolaylaştı ama gıdayı anlamak zorlaştı. Eskiden sofraya gelen yiyeceğin içeriği daha çok belliydi. Ekmek ekmekti, yoğurt yoğurttu, çorba evde pişerdi. Bugün ise raflarda aynı ürünün onlarca çeşidi var. Sütün aromalısı, yoğurdun meyvelisi, ekmeğin paketlisi, çorbanın hazırı ve bisküvinin vitaminlisi gibi. 

Peki, bütün bunların arasında doğru seçimi nasıl yapacağız?

Öncelikle şunu bilmek gerekir: Gıda okuryazarlığı, her katkı maddesini ezberlemek demek değildir. Her E kodunu bilmek, her kimyasal ismi tanımak, her ürünün arkasında uzun uzun vakit geçirmek de değildir. Gıda okuryazarlığı, soframıza gelen ürün hakkında birkaç temel soruyu sorabilmektir:

Bu ürün gerçekten gıda mı, yoksa gıdaya benzetilmiş bir ürün mü?
İçeriği sade mi, biraz karışık mı?
Çocuğum bunu her gün tüketse içim rahat eder mi?
Evde yapılabilecek bir şeyin çok işlenmiş hâlini mi alıyorum? 
Bu sorular bile çoğu zaman bize yol gösterir.

Gıda Katkı Maddeleri Hayatımıza Nasıl Girdi?

Bugün çoğumuz şehirlerde yaşıyoruz. Yoğurdumuzu mayalamaya, ekmeğimizi pişirmeye, salçamızı yapmaya, meyvemizi kurutmaya her zaman vakit bulamıyoruz. Çalışma hayatı, okul temposu, çocukların programı ve günlük koşuşturma hazır ürünleri hayatımıza daha fazla soktu. Bu yüzden katkı maddeleriyle karşılaşmak neredeyse kaçınılmaz hâle geldi. Paketli ürünlerin raf ömrünü uzatmak, kıvamını korumak, rengini sabitlemek, topaklanmayı önlemek veya bozulmayı geciktirmek için katkı maddeleri kullanılabiliyor.

Mesela katkı maddesi kullanılmadan üretilen bir ekmek daha hızlı küflenebilir. Hazır dondurmada kıvamı korumak için bazı katkılar kullanılabilir. Toz ürünlerde topaklanmayı önlemek için ilave maddeler bulunabilir. Yani meseleyi “Katkı maddesi varsa kesin kötüdür.” gibi basit bir yere indirgemek doğru olmaz. Ama “Nasıl olsa izin verilmiş, o hâlde hiç düşünmeye gerek yok.” demek de tüketici açısından yeterli değildir.

Gıda Katkı Maddeleri Güvenli mi?

Gıda katkı maddeleriyle ilgili en zor soru budur: Zararlı mı, zararsız mı?

Bu sorunun cevabı çoğu zaman siyah-beyaz değildir. Çünkü birçok katkı maddesinin belirli miktarlarda kullanımına izin verilmektedir. Yani mesele çoğu zaman “Var mı, yok mu?” değil, “Ne kadar var, kim tüketiyor, ne sıklıkla tüketiyor?” meselesidir.

Sağlıklı bir yetişkin için sorun oluşturmayacak bir madde; hassas bünyeli bir çocukta, alerjisi olan bir kişide, migreni, bağırsak hastalığı, böbrek hastalığı veya metabolik rahatsızlığı olan bir bireyde sorun çıkarabilir. Bu nedenle aile içinde özellikle çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar ve hassas bünyeli kişiler için etiket okuma alışkanlığı daha da önemlidir.

Doğal yazıyorsa güvenli midir?

Etikette doğal  kelimesini görmek çoğumuzun içini rahatlatır. Fakat doğal olan her şey tamamen güvenli değildir. Aynı şekilde sentetik olan her şey de otomatik olarak zararlı değildir. Burada daha doğru yaklaşım şudur: Bir maddeyi sadece doğal veya sentetik diye değerlendirmek yeterli değildir. Ne olduğu, hangi amaçla kullanıldığı, ne kadar kullanıldığı ve kim tarafından tüketildiği önemlidir. Yine de pratik bir tüketici tavsiyesi olarak şunu söyleyebiliriz: Özellikle çocukların sık tükettiği ürünlerde daha sade içerikli, daha az işlem görmüş ve daha az katkı içeren seçenekleri tercih etmek ihtiyatlı bir yaklaşımdır.

Etikette ilk nereye bakalım?

Etiket okumak göz korkutmasın. Her şeyi bilmek zorunda değiliz. Önce şu basit adımlarla başlayabiliriz:

  1. İçindekiler listesine bakın

Bir ürünün en önemli kısmı çoğu zaman ön yüzü değil, arka yüzüdür. Ön yüzde doğal, vitaminli, çocuklara özel, tam tahıllı, fit, şekersiz gibi ifadeler olabilir. Fakat asıl bilgi içindekiler listesinde saklıdır. İçindekiler listesi çok uzunsa, anlamadığınız kelimeler çok fazlaysa ürünün sade bir gıdadan uzaklaşmış olma ihtimali artar.

Pratik ölçü şu olabilir: Evde aynı ürünü yaparken kullanmayacağınız çok fazla madde varsa bir kez daha düşünün.

  1. Şekerin farklı adlarına dikkat edin

Şeker etikette sadece şeker diye yazmayabilir. Glukoz şurubu, fruktoz şurubu, invert şeker, dekstroz, maltodekstrin gibi isimlerle de karşımıza çıkabilir.

Özellikle çocuk ürünlerinde bu konu önemlidir. Çünkü sütlü, meyveli, tahıllı gibi ifadeler ürünün sağlıklı olduğu izlenimini verebilir. Fakat içerikte yoğun şeker varsa bu ifadeler tek başına anlamlı değildir.

  1. Katkı maddesi miktarına bakın

Her katkı maddesini ezberlemek zorunda değilsiniz. Ama katkı maddesi sayısına bakabilirsiniz. Bir ürünün içinde çok sayıda renklendirici, koruyucu, aroma verici, kıvam artırıcı, emülgatör ve tatlandırıcı varsa bu ürünün daha fazla işlenmiş olduğunu düşünebilirsiniz.

Burada hedef “hiç katkı maddesi tüketmemek” gibi hayatı zorlaştıran bir prensip yerine ürünün daha sade içerikli olanını seçmek olmalıdır.

  1. Çocuğunuzun sık tükettiği ürünlere daha çok dikkat edin

Ayda bir yenilen ürün ile her gün beslenme çantasına konulan ürün aynı şekilde değerlendirilmez.

Çocukların sık tükettiği ürünlerde daha dikkatli olmak gerekir: Aromalı sütler, paketli kekler, bisküviler, şekerlemeler, cipsler, kahvaltılık gevrekler, hazır meyve suları, soslar ve işlenmiş et ürünleri bu açıdan özellikle incelenmelidir.

Bir ürünü nadiren tüketmek başka şeydir, her gün tüketmek başka şeydir. Gıda okuryazarlığında sıklık çok önemlidir. Daha sık tüketilen ürünlere daha büyük önem verilmelidir.

  1. Daha az işlem görmüş olanı seçin

Aynı ihtiyacı daha sade bir gıda ile karşılayabiliyorsak çoğu zaman daha iyi bir tercih yapmış oluruz. Meyveli yoğurt yerine ev yoğurduna meyve eklemek, aromalı süt yerine sade süt tercih etmek, paketli kek yerine evde yapılan sade bir kek hazırlamak, hazır çorba yerine kısa sürede ev çorbası pişirmek küçük ama etkili adımlardır.

Bu tercihler hem katkı maddesi yükünü azaltır hem de çocuğun gerçek gıdaya alışmasına yardımcı olur.

  1. Sağlıklı gıda seçimini kolaylaştırmak için yeni bir uygulama: iChoose 

Tüketiciler olarak her birimiz sağlıklı gıdayı seçebilme becerisine sahip olmalıyız. Ancak bunu sağlamak pek de kolay değildir. Çünkü sağlıklı beslenme çok geniş bir alandır. Birçok uzmanın birlikte geliştirdiği iChoose uygulaması tam da sağlıklı gıda seçimini önemseyenlere hitap ediyor. Peki, bu uygulamanın özellikleri nelerdir?

iChoose, ürünlerin etiketini tarayarak içindekileri analiz eden ve sağlığınıza etkisini gösteren bir mobil uygulamadır. Şu anda Android ve iOS işletim sistemlerinde kullanılabilir durumdadır. Uygulama paketli gıdaları barkodundan okuyarak sağlığa etkilerini gösterir.

Uygulamanın arkasında; gıda mühendisliği, beslenme ve diyetetik, ziraat, tıp ve ilahiyat gibi alanlardan 20’nin üzerinde öğretim üyesinden oluşan iChoose Bilim Kurulu yer almaktadır. Hiçbir marka ile reklam veya iş birliği yapmayarak tamamen tarafsız ve bağımsız ürün puanlamaları sunmaktadır. Uygulama iChoose Puanı olarak gıdaların içeriklerini sağlık açısından değerlendiren birçok değerlendirme kriterinin sentezlenmesiyle hesaplanan bir puan sunmaktadır.

Şeffaf bir gelir modeliyle kullanıcı verilerinin gizliliğini en üst düzeyde koruyan uygulama; hipertansiyon, şeker, alerji gibi kronik durumlar için kişiselleştirilmiş analizlerin yanı sıra gıdaların “helallik durumu” gibi özelliklerle “sağlıklı yaşam” yolculuğuna güvenilir bir şekilde eşlik etmektedir.

Bu uygulamayla daha sağlıklı beslenmek isteyen tüketicilere fark etmeden tükettiğimiz katkı maddelerinin sağlığa muhtemel olumsuz etkileri hakkında da bilgi verilmektedir. 

Uygulamanın en önemli özelliklerinden birisi de ürünlerin helal olup olmaması gibi inançlarımıza ve vegan beslenme gibi bireysel tercihlerimize uygunluğu hakkında bilgi vermesidir. 

Son söz: Etiket okumak aslında bir aile sağlığını koruma alışkanlığıdır. Bugün artık sadece yemek pişirmek değil doğru ürünü seçmek de aile sağlığının bir parçası hâline geldi. Bunun için kimyager olmaya, bütün E kodlarını ezberlemeye veya markette saatler geçirmeye gerek yok. Sadece birkaç basit alışkanlık yeterlidir:

Ön yüze değil, içindekilere bakmak.
iChoose mobil uygulamasını kullanmak.

Çok uzun içeriklere sahip ürünlerden uzak durmak.
Çocukların sık tükettiği ürünlerde daha seçici olmak.
Mümkün olduğunca sade ve az işlenmiş gıdaları tercih etmek.

Unutmayalım: Etiket okumak zor bir bilim değil, zamanla gelişen bir aile alışkanlığıdır. Soframıza ne koyduğumuzu bilmek, hem kendimize hem çocuklarımıza karşı gösterdiğimiz kıymetin bir ölçüsüdür.

Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Tüm alanları doldurunuz