24 Haziran 2026 / 8 Muharrem 1448

Ailemizi ve Gönlümüzü Korumak

Fatma Tunç Yılmaz -İlahiyatçı-

Modern dünyada dijital teknoloji; evde, işte, okulda ve hatta ibadette dahi insanın ayrı kalmak istemediği mecralar olarak gündelik hayatımızın vazgeçilmezleri arasına girmiştir. Müslüman, yaşadığı çağa şahit olandır; bu nedenle dijital dünyadaki gelişmelere gözünü kapatmak yerine, bu şartlar içinde İslami değerlerini koruyarak var olmalıdır. Aile hayatımızın merkezine yerleşen ekranlarla kurduğumuz ilişki, sadece teknik bir mesele değil; aynı zamanda bir ahlak ve kalp eğitimi meselesidir.

Helal, mükellefin yapıp yapmama konusunda serbest bırakıldığı fiilleri ifade ederken haram, yapılması kesin olarak yasaklanan ve uhrevi cezayı gerektiren sınırları temsil eder. Dijital dünyada bu ölçü, sadece yasaklardan kaçınmak değil aynı zamanda tayyip yani temiz, güzel ve yaratılışa uygun olanı tercih etmektir. Karşılaştığımız içeriklerin zihnimize ve ruhumuza ne kattığı bu noktada temel kriterdir çünkü her iletişim aracının bir karakteri vardır ve kullanıcısını doğrudan etkiler. İslami ölçüler sanal alemde de değişmez; temel gaye, her an Allah’ın huzurunda olduğumuz bilinciyle hareket ederek edep ve hayadan taviz vermemektir.

Dijital mecralarda vakit geçirirken gözetilmesi gereken en önemli kriterlerden biri zaman yönetimidir. Zaman, insana verilmiş en büyük nimetlerden biridir ve boşa harcanan vakit aslında boşa harcanan bir ömür demektir. İbn Abbas’ın (r.a.) naklettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz: “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: sağlık ve boş zaman.” diyerek zaman nimetinin kıymetini bilmeyenlerin hüsranda olduğunu haber vermiştir. Bu sebeple ekran karşısında malayani denilen faydasız işlerle meşgul olmak yerine, zamanı dengeli ve verimli kullanmak helal yaşamın bir parçasıdır.

Bunun yanı sıra bir içeriği beğenirken veya altına yorum yaparken helallik ve sorumluluk bilinci unutulmamalıdır. İnternet ortamında bir kimse hakkında gıybet yapmak, iftira atmak veya insanların kusurlarını araştırmak (tecessüs), gerçek hayatta olduğu gibi sanal dünyada da haramdır. Her duyduğunu araştırmadan paylaşmak, kişiye yalan olarak yettiği gibi ciddi bir manevi vebal de yükler. Yapılan her etkileşim ve yazılan her kelime, tek olan amel defterimize kaydedilen birer eylemdir. 

Sanal Ortamlarda Mahremiyet ve Edep

Mahremiyet, kişinin özel hayat alanını başkalarından saklaması ve bu alanın dokunulmazlığını ifade eder. Dijital dünyada mahremiyet, kişinin başkalarıyla hangi yer ve zamanda ne ölçüde iletişim kuracağına bizzat kendisinin karar verdiği ancak sınırları Allah tarafından belirlenmiş bir kaledir. Aile fertleri olarak evimizin kapılarını nasıl herkese açmıyorsak dijital dünyada da özel anlarımızı ve ailemize ait görüntüleri beğeni uğruna teşhir etmekten kaçınmalıyız. Özellikle ebeveynler, çocuklarına bu konuda güzel birer örnek olmalıdır zira elinden telefonu düşürmeyen bir anne-babanın çocuğuna sınır koyması oldukça güçtür. Çocukların dijital ayak izlerini korumak ve onlara dijital mahremiyet bilinci aşılamak, bugünün dünyasında en büyük sorumluluklarımızdan biridir. Belirli saatlerde dijital perhiz  veya dijital detoks uygulayarak ailece yüz yüze iletişimi güçlendirmek, hem ruh sağlığımızı hem de kimliğimizi koruyacak görünmez bir zırh hükmündedir.

Nerede olursak olalım Allah’ın bizimle olduğu ve sanal alemdeki her etkileşimimizin tek olan amel defterimize kaydedildiği bilinci, dijital dünyadaki varlığımızın asıl mihveri olmalıdır. Teknolojik kuşatma altında sınırları her geçen gün daha da daralan mahremiyetimizi korumak ve kişisel verilerimizin güvenliğini sağlamak, sadece bir hak değil; aynı zamanda aile onurunu muhafaza eden manevi bir sorumluluktur. Zaman nimetini malayani işlerle tüketmek yerine sadece faydalı ve tayyip olan içeriklerin peşinden gitmek, kalbimizi sanal dünyanın manevi tahribatından arındıracak en etkili yoldur. Sonuç olarak dijital mahremiyetin ehemmiyetini kavramak ve bilinçli bir sınır yönetimi sergileyerek dijital mecraları birer iyilik mevzisine dönüştürmek, modern zamanın hüsranına karşı kuşanabileceğimiz en sağlam zırhtır.

——————————————————————————– 

KAYNAK LİSTESİ

  1. DİB İlmihali
  2. Hadislerle İslam, DİB Yayınları
  3. Recep Vardi, “Sanal Mahremiyet”, Toplum Bilimleri Dergisi, Ocak 2015
  4. Şahika Eroğlu, “Dijital Yaşamda Mahremiyet Kavramı ve Kişisel Veriler”, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 2018, 35 (2), s. 75-131
  5. Din ve Hayat Dergisi, Sayı 39, 2019 (Dosya: “Dijital Dünya ve Din”). (Prof. Dr. M. Emin Maşalı, Fatma Bayram, Doç. Dr. Soner Duman, Meral Günel vd.)
  6. Ortak Yazar, “Dijital Dünya ve İslami Mücadele”
  7. Gülşah Aksakallı, “Dijital Mahremiyeti Korumada Sorumluluklarımız Nelerdir?”
  8. “Dijital Mahremiyet: Görünmeyeni Korumak, Görüneni Yönetmek”
  9. Abdullah Yılmaz, “Sanal Alemde Helal Haram Sınırları” 
Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Tüm alanları doldurunuz