Zeynep Yaren Çelikbilek-İlahiyatçı-
Söz, birbirimizle iletişim kurmanın en önemli aracıdır. Bunun yanında sözün çok önemli bir mahareti de insanın iç dünyasını dışına yansıtmasıdır. Bu yönüyle özü sözü güzel olmak bizim için oldukça önemli bir meziyettir.
İslam inancına sahip müminler olarak insanın “en güzel biçimde yaratıldığına” inanırız. Bu demek oluyor ki aslında her birimizin fıtratı gereği özü sözü güzeldir. Ne var ki nefsimizin hırslarına ve şeytanın adımlarına meylettikçe fıtratımızdan ve dolayısıyla bu güzellikten uzağa düşeriz.
Elbette yeniden başlamak mümkün. Sözümüzü Kur’anî ilkelerle güzelleştirebilir, bu gayretimizle özümüzü doğrultabiliriz.
Kur’an-ı Kerim bize ne söyleyeceğimizi, nasıl söyleyeceğimizi, neden söyleyeceğimizi ve hangi sözden uzak duracağımızı öğretir:
“(Mü’min) kullarıma söyle: En güzel olan (söz)ü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat (ve kavga) sokar. Şeytan şüphesiz, insana apaçık bir düşmandır.”
Ne kadar kuşatıcı bir emir. Sadece güzel söz değil en güzel olan sözü arayıp, bulup, onu söylememiz isteniyor.
En büyük düşmanımız olan şeytan ise her fırsatta bize bunun aksini fısıldar; insanlar arasındaki muhabbeti bozmak ister. Muhabbetin eksikliği insanın şeytanın adımlarına kapılması için uygun bir ortam hazırlar.
Bu emir bizi gelişigüzel konuşmalardan kaçınmaya; söyleyeceklerimizle ilgili en güzel ifadeleri arama gayretinde olmaya yönlendiriyor. Bu da demek oluyor ki artık dilimize gelenler önce bir elemeden geçmeli: Bu sözün en güzel hâli nedir?
Sözün güzelliği çok yönlüdür:
Öncelikle doğru olması gerekir. Rabbimiz “Ey iman edenler! ‘Allah’a saygılı olun/emirlerine uyun’ ve doğru söz söyleyin” ayetikerimesiyle doğru sözün imanın gereği olduğunu beyan etmiştir. Anlıyoruz ki iletişimin güzelliği, doğruluğundan bağımsız değildir. Söz edebî olarak güzel olabilir ama doğru değilse bu gerçek bir güzellik değildir.
Sözün doğruluğu nedir? Öncelikle manasının hakikat olması, yalandan, yanlıştan, zandan arınmış olmasıdır. Maksadına uygun ifade edilmesidir. İlerleyen zamanda da arkasında durulabilecek, utanç duyulmayacak nitelik taşımasıdır. Bu hassasiyetle söylenen sözler kişinin ve dolayısıyla toplumun işlerinin yolunda gitmesinin de garantisidir.
Sözün bir diğer güzelliği yumuşak olmasıdır. Rabbimiz, Hz. Musa ile Hz. Harun’u
Firavun’a gönderirken şöyle buyurur: “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt dinler ve (benden) korkar.” Anlıyoruz ki yumuşak söz söylemek sadece haklı olana, iyi olana karşı değil anlaması için konuştuğumuz tüm muhataplarımıza karşı vazifemizdir. Sözün sert olması iletişime başlamadan aradaki köprüyü yıkmak demektir. Sert tavır, muhatabın dinleme reaksiyonu almasını ve dolayısıyla anlama çabasına girmesini engeller. Bu da boşa konuşmak demektir. Sadece kendimizi tatmin ettiğimiz sözcükler havada uçuşur ve maksat hasıl olmaz.
Söz sadece kelime anlamını değil aynı zamanda duygularımızı da taşıdığı için muhatabımızın kendisini değerli hissedeceği bir şekilde ifade edilmeli. Bu durumda muhatabımızla ilgili duygularımızın farkında olmamız önemlidir. Çünkü söz söylemekten maksat, muhatabın anlayışına/kalbine hitap etmektir. Kişinin kendisini kapatmaması, anlayışının açılması için öncelikle değer gördüğünü hissetmesi gerekli.
Sözü güzelleştiren bir diğer ilke; bir fayda sağlaması, boş yere söylenmiş olmamasıdır. “Onlar, boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler.” ayetikerimesi gereğince her sözün söylenmeye değer olmadığını anlıyoruz. Söz fayda sağlamıyor, faydalı bir amaca hizmet etmiyorsa boş hükmündedir. Sadece zamanı, dikkati ve zihni tüketir. Sözün güzelliği, bazen, söylemekten vazgeçmektedir.
Peki bu kadar çaba niye? Amacımız sadece muhataplarımıza şirin görünmek mi?
Böyle olmamalı. Amacımız fıtratımızı muhafaza ederek Yaratıcımıza hoş görünmek olmalı. Çünkü biliyoruz ki “sağımızda ve solumuzda iki kaydedici melek var ve söylediğimiz her söz kayıt altına alınmakta”.7 Öte yandan Rabbinin hoşnutluğunu kazanan bir kimse zaten muhataplarında da hoş bir seda bırakır.
Bize düşen, hayatın her alanında olduğu gibi dilimizde/iletişimimizde de imanın görünür hâle gelmesidir. Bir mümin için söz söylemek sadece konuşma becerisi değil hakikati güzel bir dille muhatabımıza ulaştırmaktır. Sözün muhatabımızda yerini bulması ise Allah’ın takdirindedir.
1. Tin Sûresi, 4.
2. İsra Sûresi, 53.
3. Ahzab Sûresi, 70.
4. Ahzab Sûresi, 71.
5. Tâhâ Sûresi, 44.
6. Mü’minûn Sûresi, 3.
7. Kaf Sûresi, 17-18.