25 Nisan 2024 / 16 Şevval 1445

İzci Güncesi ve Kazanımları

Sibel Akkurt (Yardımcı Lider) – 

İzcilik; çocuk ve genci zihinsel, fiziksel, ruhsal, duygusal ve sosyal olarak bir bütün kabul edip sağlam karakterli, milli ve manevi değerlere sahip, iyi insan, iyi yurttaş olarak yetiştirmeyi amaçlayan din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmadan gönüllülüğü esas alan, üniformalı bir gençlik hareketidir.

İzciler yaparak, yaşayarak öğrenirler. Bu anlamda en iyi imkanı da kamplarda bulurlar. İzciler doğa ile iç içe olduklarından, tabiattaki her olayı hesap ederek ona göre kamp yerini belirlerler. Bir izci kamp boyunca ihtiyaç duyacağı, kullanacağı tesisleri yaparken el becerisini, üretkenliğini geliştirir. Lideri ve arkadaşları ile birlikte gerçekleştirdiği odun toplamak, ateş yakmak, yemek yapmak, çamaşır askılığı ve bulaşıklık benzeri tesisleri üretmek gibi uğraşılar sayesinde izci; lideri ve arkadaşlarıyla bağ kurmaya, kendini de obasına ait hissetmeye başlar.

İzci; kampta oynanan oyunlarda, yapılan yarış ve yürüyüşlerde, haftalık ünite faaliyetlerinde öğrendiği teknik iz ve işaretleri kullanmayı da uygulamalı olarak yapma imkanı bulur.

Bir izci, kampta sabah kalkış saatinde uyandığında üniformasını giyip çadırının içini ve dışını düzenler; temizler. Kahvaltının ardından sabah teftişi olur, teftişten sonra obası/öbeği/ekibi ile birlikte bayrak törenine katılır. Bayrak töreninin ardından gün boyunca belirlenen istasyonlarda ya tesis yaparak ya da oyun oynayarak hem öğrenir hem de eğlenmeye devam eder.

İzci; kampta oba arkadaşları ile birlikte hareket ettiği için çabalamanın ne demek olduğunu, birlikte nasıl hareket edildiğini, oba arkadaşının fikrine saygı duymanın gereğini, yemeğini arkadaşıyla paylaşmanın mutluluğunu, verilen görevi obası ile birlikte sabır ve uyum içinde yapmayı ve hatta sonunda da başarmanın hazzını bile paylaşmayı öğrenir.

Gece yapılan kamp ateşi faaliyetinde, kamptaki tüm izciler ve liderler bir araya gelirler. İzciler, bireysel ya da oba olarak yeteneklerini sergilerler. Müzik aleti çalabilen çalar, şarkı söylemek isteyen şarkı söyler, şiir yazan ya da okumak isteyen çıkıp şiirini okur, taklit yapabilen taklit yapar. 

İzcinin kamp ateşinde, herkesin içinde ortaya geçip herhangi bir şeyi yapıyor olması, o izcinin özgüveninin artmasına yardımcı olur ve ömrü boyunca unutamayacağı anıları arasına bir yenisini ekler.

İzci; kampta yapılan yürüyüşlerde, özellikle de gece ve seher vakti yürüyüşlerinde birbirinden farklı duygular yaşar. Gece yürüyüşünde, yapay hiçbir ışık yoktur. Tabiatın sessizliğinin verdiği huzur paha biçilemez. İzcinin kendini yıldızlara elini uzatsa  değecek kadar  yakın  hissettiği  anda lider; bulundukları ortamı, sessizliği, tabiatı, yakın gibi görünen yıldızların aslında ne kadar uzakta olduğunu ve insan olarak kendilerini düşünmelerini sağlar ve huzuru deneyimlemelerini teşvik eder. 

 

Sabahın seherinde yapılan yürüyüşte izci, doğanın uyanışını görüp serin havayı teneffüs eder; hafiften üşür; güneşin doğuşuna şahit olarak farklı bir deneyim daha kazanır.

Okuldaki derslerde adını öğrendiği yıldızlara yakından çıplak gözle bakmak, gecenin karanlığında ormanın derinliklerinde doğayı dinleyerek yürümek, sabah güneşin doğuşuna şahitlik etmek, doğadaki canlıların güne nasıl başladığını görmek, ağaçlardaki yosunlarla yön tayin etmek, betonlardan, gürültü ve koşturmalardan uzakta, doğanın içinde, yaparak,  yaşayarak öğrenmek izciye kendisinin ne kadar özel ve değerli olduğunu hissettirir.

Kampın son gecesinde yapılan kamp ateşi de farklı ve önemlidir. Bunun adı veda kamp ateşidir, Yukarıya doğru piramit şeklinde yanan bir ateştir. Tüm izci ve liderler bir araya gelip büyük bir halka oluşturur, kamp müdürü halkadan çıkıp kamp ateşi duasını yaptırır, sonrasında izciler ve liderlerle birlikte veda valsini söyler.

Kamp ateşinde izciler, bir önceki kamp ateşinden getirdikleri kamp ateşi kömürünü ateşe atarlar ve ertesi sabah da akşam yakılan ateşten kömür alırlar bir sonraki kampa götürmek için. Bu Türk İzcilik Teşkilatı’nda bir gelenektir.

İzci bir önceki kampın veda kamp ateşinden kömür alıp bir sonraki kampta veda kamp ateşine atar; böylece izciliğin kopmaz bir bağ olduğunu, izcilerin zincirin halkaları gibi birbirine bağlı olduğunu, izciliğin ilk ateşi ile bu son ateşi arasında hiçbir fark olmadığını sembolize etmiş olur.

 

Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Tüm alanları doldurunuz