25 Nisan 2024 / 16 Şevval 1445

Ne Hoştur Zarafet

Aslıgül Güler –

Gün batımı semasında dönüp duran kuşlara takıldı gözüm; kanatları, güneşin kızıl, turuncu hüzmeleriyle yanıyordu pırıl pırıl. Dönüp duruyordu biteviye peş peşe üç martı… Dönüp duruyordu; yer küreden durup bakan bir insan için sadece; yer küre de dönüyordu geceyi gündüze bağlamak için kimsenin umrunda değildi, bulutlar oradan oraya savruluyordu hafif siklonlarla ve aslında farkına vardığımızda tüm bunlar öyle hoş, öyle incelikli, öyle ruha hoş gelirdi ki…

Ağacın cılız yapraklarının incecik bir rüzgarla sağa sola savrulmasındaki ağır çekim görüntüye bırakırsınız bazen gönlünüzü, bazen bir akşam üstü yaz bülbülünün şakımasına… “Rabbimin ikramları, farkına varabilen için.”  diyorsunuz değil mi? Elbette gördüğümüz her şey muazzam bir sanat fakat bu sanatın farkına varabilmek de ayrı meziyet.

Hayat inceliklerle doluydu ve insanlar modern zamanın esaretinde oradan oraya koştururken bu incelikleri görmezden geldiler. Ve sonra küstü bu incelikler, bir bir hayatımızdan çıkıp gittiler. Oysa her şey yerli yerindeydi; tam da olması gerektiği gibi, olmaları gerektiği yerde. Fakat biz ayırımında değildik. Hep telaşlarımız vardı ve erteledik güzel olanı, azı çok eden yüce gönülleri kendi kabuğunun içine hapsettik.

Halbuki biraz sohbet etsek, zerafetten bahsetsek, minik hikâyeler, tatlı enstantaneler anlatsak. Gerçek, hayal, dramatize etmeler? Olmaz mı? Şöyle ayda bir defa bir araya geliversek ikramlar, misafir ağırlamalar, iş görüşmeleri incelikleri, giyim kuşam, ziyaret incelikleri, büyük-küçük insan ilişkileri, davetler, etkinlikler, aile efrâdı, dostluk, arkadaşlık, ikili ilişkiler, toplumdaki yerimiz, içimizde konumlandırdığımız yerimiz, hediye vermenin incelikleri, sıralayacak öyle çok başlık var ki hayata dair. 

Gözümüze, gönlümüze, ruhumuza, aklımıza, kulağımıza hoş gelen incelikler olsun mesnedimiz. Kimi vakit, hatıralarımızı anımsadıkça tebessümlere düşeceğimiz sohbetlerimiz olsun. 

Bir küçük defterimiz olsun gün boyu elimizin altında olabilecek. Bizi etkileyen basit, önemli önemsiz her ne varsa kelime kelime yazalım lütfen bir tarih atıp da altına:

  • Sıcak ekmek kokusu
  • Nektarinin pürüzsüz yüzeyine dokunmak
  • Ihlamur dolu bir bardak çayın içine düşmüş ıhlamur çiçeğinin görüntüsü
  • Bir top dondurma
  • Yol kenarındaki mavi minik çiçekler
  • Baloncuk yapan çocukları ve baloncuk peşinde zıplamalarını izlemek
  • Yeni serilmiş çarşaf tazeliği
  • Masa örtüsü üstünde yemek yemek
  • Yaz yemeklerinin en güzellerinden cacık&mücver 
  • Bu mevsimde kırma zeytine denk gelmek
  • Araba kullanmak
  • Yeni bir kitaba başlarken dış kabıyla ünsiyet kurmak, dokusunu hissetmek, sayfalarında gezinmek
  • Lavanta tütsülemek

Bu liste her gün değişebilir,  rutinlerimiz olsa da nüansları yakalamaya çalışalım.  Bu düşünsel olarak bizi disipline eder ve bir süre sonra inceliklerin farkına varmaya başlarız.  Amacımız da bu değil mi zaten? Her yeni gün inceliklere uyanmak, farkına varmak ve şükretmek.