27 Nisan 2026 / 10 Zilkade 1447

Mevsim Değişikliğinde Giyim Alışverişi

Özler Tümer – 

Sonbahar kapımızı çaldı. Havaların serinlemesiyle ince yazlık giysilerimizle üşümeye başladık. Eskilerin diliyle mevsimlik (sonbahar-ilkbahar aylarında kullanılabilecek) giysileri dolaplardan çıkarma zamanı.

Mağazalar ağustos ayından itibaren yeni sezon ürünlerini teşhire başladı. Yeni renkler, yeni modeller yazdan sıkılmış müşterilere pek cazip geliyor. İndirimli yazlık ürünlere bakıyoruz tabi ama yenilerin de çekim gücü fazla. Belki hemen almak ve alıp dolabımıza asmak istiyoruz.

Fakat siz yine de o askıyı yavaşça yerine koyun ve önce yazımızı okuyun. (Yazının sonunda hâlâ almak isterseniz, 15 gün içinde alabilirsiniz.)

  • Yeni bir kıyafet almadan önce kendimizi biraz tanıyalım: Boyumuz, kilomuz, beden tipimiz, sağlığımız, giyim tarzımız, hangi ortamlarda bulunduğumuz. Bunları herkes biliyor diyebilirsiniz ama hepimizin dolaplarında “Kilo verince giyeceğim.”, “Özel günlerde giyerim.”, “Tadilat yapınca tam olur.”, “Dışarıda giyemiyorum, üzerime oturuyor.”, “Onu giyemiyorum, dokusu beni rahatsız ediyor.” dediğimiz kıyafetler yok mu? İşte kendimizi tanımak tam da bu gibi durumlar için önemli.
  • Yeni bir mevsime girerken önce eskileri çıkaralım, gözden geçirelim. Aylar geçince unutabiliyor ve zaten bizde var olanın aynısını veya çok benzerini alabiliyoruz. Çünkü ne moda ne de giyim tarzımız ve zevklerimiz hemen değişiyor. Bir akımın birkaç sene devam etmesini istiyor moda üreticileri.
  • Tabi bir de klasikler var. Akımlardan etkilenmeden her zaman giyilebilecek zamansız ve birbiriyle eşleştirildiğinde farklı kombinler oluşturabileceğiniz uyumlu parçalar. Dolabımıza bu gözle baktığımızda ihtiyaçlar aşağı yukarı belirlenmiş oluyor.
  • Her zaman kendimiz yıkayıp ütülediğimiz giysileri kuru temizlemeye verdiğimizde yepyeni bir kıyafet gibi döndüğünü deneyimlediniz mi hiç? Pırıl pırıl, burcu burcu, tertemiz. Her zaman değil ama kullanmaktan soğuduğunuz eski kıyafetlere yeniden hayat vermenin bir yolu bu. Hem belki ufak tefek eklemelerle kendi tasarımınızı da yapabilirsiniz.
  • Tüm bu aşamaları geçtiysek ve hâlâ o yeni kıyafeti almak istiyorsak (ihtiyaç da olabilir, zevk de olabilir) o kıyafeti kendimize almayı başka bir işin ödülü yapmaya ne dersiniz? “Bu kitabı bitirirsem o kıyafeti alacağım.”, “Şu kiloya ulaşınca o kıyafeti alacağım.”, “Şu işi başarırsam onu alacağım.”, “Şu sınavda puanımı arttırırsam ödülüm olacak.” gibi… Böylece çifte motivasyon sağlamış oluruz.
  • “Hızlı moda” 15 günde bir değişen modellerle, reklamlarla ve sosyal medyayla algılarımızla oynayıp sürekli bir yokluk ve yoksunluk hissi oluşturmak üzerine kurulu. Hatta “Nöro Pazarlama” adıyla bir bilim dalı hayatımıza girmiş durumda. Şu an bunu almak istiyorsun ama 15 gün sonra diğerini almak isteyeceksin.
  • Her şey zıddıyla kaimdir. Hızlı modanın karşısında “yavaş moda” akımı da gündemimize girmeye başladı. Yavaş moda akımı gerek dünyanın gerekse kendi kaynaklarımızın verimli kullanılmasını hedefliyor. Temel felsefesi “uzun süreli giyilebilecek, kalitesi yüksek, modası geçmeyecek ürünler üretmek”. Durmadan artan tüketim çılgınlığına karşı daha çevre dostu ve sürdürülebilir bir tüketim döngüsü için yeni yollar ve çözümler arayan, tüketicileri daha bilinçli kararlar almaya teşvik eden akımlardan biri. (Başka bir yazımızın konusu da bu olsun). Kısaca “yavaş moda”nın önerilerinden biri: ileri dönüşüm (upcycle). Kullandığınız kıyafetleri atmadan başka bir şeye dönüştürerek kullanmaya devam etmek. Eski bir gömlekten kızınıza elbise, eski bir etekten çanta, eski kravatlardan yelek, eski şallardan bluz yapmak gibi. İnternette birçok fikir ve uygulama videoları var bu konuda. Sevdiğiniz kıyafetin yeniden yaşam döngüsüne girmesinin yanında, dönüştürme süreci de sizi fazlasıyla mutlu edecek.
  • Yeni bir kıyafet alırken fiyat önemli bir ölçüt ama kullanım ömrü ve kalitesiyle birlikte değerlendirilmesi gereken bir ölçüt. Bu nedenle ucuz ama kalitesiz bir ürün yerine pahalı ama kaliteli, yıllarca bozulmadan tasarımını zevkle kullanabileceğiniz bir kıyafet daha tatmin edici olabilir.
  • Kullanacağımız ürünlerin sağlığımıza etkilerini de unutmamak gerek. Sentetik ve kontrolsüz boyar maddelerle renklendirilmiş kumaşlar yerine doğal ham maddeden, insan bedeniyle uyumlu, sağlıklı üretim koşullarında hazırlanmış kıyafetler pozitif enerji veren, huzur ve yaşam konforu sağlayan etkenlerden biri. Her maddenin kendine özgü bir frekansı var ve insan sağlığıyla doğrudan ilgili. Gerek beden sağlığı açısından gerekse psikolojik açıdan etkileri önemsenmesi gerekecek düzeyde. Sentetik bir giysiyle geçirdiğiniz günü ve doğal pamuklu kumaştan giysinizle geçirdiğiniz bir güne kıyaslamanızı öneririm.
  • İşin bir de bütçe kısmı var tabi. Alışveriş yaparken bütçemize göre seçim yapıyoruz elbette. Bu konuda birkaç ipucu vermek gerekirse çok ihtiyaç olmadıkça sezon başında bir şey almamanızı önerebiliriz. Sezon başı çok yüksek olan fiyatlar, birkaç ay içerisinde hissedilir derecede gerilemeye başlıyor. Üstelik bu süre zarfında beğendiğimiz ürünün alternatifleri, bize hitap edebilecek yeni modelleri de çıkıyor. İndirim kampanyalarını takip etmek, beğendiğimiz markaların outlet ürünlerine bakmak, bir ürünü almadan önce farklı mağazalarda muadillerine bakmak da diğer ipuçları. Bir de mağaza satış görevlilerinin etkisinde kalmamak. Hele ki ne alacağınıza ya da alıp almamaya karar veremiyorsanız.

Son olarak modern çağın kahramanlarının “Bilinçli Tüketici ve Üretici” olduğunu eklemeyi de unutmayalım. Tabi bu durum somut ürünlerin yanı sıra bilgi, duygu, sevgi gibi somut olmayan değerler için de geçerli.

 

 

 

 

 

 

16 Yorum
  1. Selamün Aleyküm
    Ben marka olayına çok üzülüyorum aynı kıyafet aynı kumaş aynı model ama ismi bilmem ne marka olunca arada fiyat farkı uçurum nerdeyse. Resmen sömürü. Tamam marka giyinmeyin denebilir ama maalesef yeni nesil gençliği marka olması konusunda yarışıyorlar haliyle de bu durum ailelerin de hem maddi hem manevi açıdan çok zorluyor. Bir de bazı gençlerimiz maalesef bir giydiği kıyafeti bir daha giymiyor yada çok çeşit alıp dolapları dolup taşıyor yine de almaya doymuyor tüketim çok maalesef üretim az olunca da fiyat artışları çok oluyor. Eskiler bir kıyafeti yıllarca giyer söküklerini yama yapar yine de giyerek israf etmezlermiş.
    Bu gidişe dur demek günümüzde maalesef çok zor. Malum üreticinin rantı çok önemli onlar kazansın diye sürekli modayı değiştirip duruyorlar amaç kendi ceplerini doldurmak ve bunun içinde halkın cebini boşatmak derdindeler . 😌

Cevap Yaz

Tüm alanları doldurunuz