22 Şubat 2024 / 12 Şaban 1445

Dönüştürmenin İç Huzurumuzdaki Rolü

Psk. Şerife Zehra Yiğit – 

Sizler de farkında mısınız? Günümüzde çoğumuz ihtiyacımızdan fazlasına sahibiz. Peki, neden bu kadar çok şey satın alıyoruz ve aldıklarımızdan bu kadar çabuk vazgeçiyoruz?

Nine ve dedelerimizin dönemi düşünüldüğünde az eşya, uzun ömürlü kullanım, elindekinin kıymetini bilme ve dönüştürme vardı. Onların bu hayat görüşünün ne kadar kıymetli olduğunu artık daha iyi anlıyoruz.

Bilinçli ve gönüllü olarak sade bir yaşamı tercih ettiğimizde daha azıyla yetinmek kolaylaşıyor. Farklı olmak ve sosyal grubumuzun önemsediği nesnelerden vazgeçmek güçlü bir irade gerektiriyor. Bu nedenle tüketimi azaltmak ve eldekini dönüştürmek, sosyal kabul açısından bizi zorlayabiliyor fakat yine de bir şeyi çöpe atmadan önce durup kendimize “Bunu başka bir amaç için kullanabilir miyim?” ya da “Yenisini almak yerine bunu onarabilir ya da dönüştürebilir miyim?” diye sorabiliriz.

Birçoğumuz tüketim konusunu abarttığımızın farkındayız ve kendimizi suçlu hissediyoruz. Geri dönüşüm ve yeniden kullanım adeta bir yara bandı işlevi görerek huzursuzluk ve suçluluk duygusunu azaltıyor ve faydalı olduğumuzu hissettiriyor.

Artık işe yaramayacağını düşündüğümüz şeylerden kurtulmadan önce doğaya faydalı olmak adına düşünmek, üretmek, dönüştürmek; tabiatla uyum ve sürdürülebilir bir yaşam anlamına geliyor. Bu uyumu yakalayan insanlar, daha az kaygı ve depresyon yaşıyor, birçok yönden daha tatmin edici hayat sürüyor.

Sürdürülebilir bir yaşam tarzına sahip olmak zihinsel sağlığımızı iyileştiriyor, öz yeterliği sağlıyor ve anlamlı bağlantılar oluşturmamıza yardımcı oluyor. Yeniden kullanım, israfı en aza indiriyor; para ve kaynak tasarrufu açısından kendimizi iyi hissettiriyor. Ayrıca hayal gücümüz gelişiyor, üretkenliğimiz artıyor, kafa yorarak yeni bir şey üretmek zihnimizi diri tutuyor.

Geri dönüşümle meşgul olurken yavaşlıyoruz ve seçimlerimize daha yakından bakma imkânı buluyoruz. Dönüşüm faaliyetleri, farkında olmadığımız yeteneklerimizi ortaya çıkarıyor. Bunun yanı sıra yaşam tarzımızın çevresel etkilerini inceleme fırsatı buluyor, daha iyi bir dünya için yapabileceğimiz şeylerin farkına varıyoruz. Belirli bir malzemeden sürekli çöp ürettiğimizi fark ederek satın alma alışkanlıklarımızı yeniden değerlendirebiliyor, bu kadar çok şeye ihtiyaç duymamızın nedenini analiz ederek onları çöp olmaktan kurtarmak için yenilikçi ve özgün projeler üretebiliyoruz.

Uzun vadede zihinsel sağlığımızı korumaya da fayda sağlayacağından nihai amacımız, satın aldıklarımızı azaltarak eldekileri dönüştürmek olmalı.

Böylelikle etrafımız çöplerle çevrili olmadığı için netlik kazanır, satın alma alışkanlıkları hakkında daha derin bir anlayışa sahip olabiliriz. Kendimizi kontrol etmeyi öğrenerek iç huzur kazanır, bir şeyler üretmek için harcanan çabayı takdir etmeyi ve doğal kaynakları hafife almamayı öğrenebiliriz.

Tüm bunların aksine geri dönüşümden uzak kalarak gereğinden fazla çöp üretmek bireysellik, düşük farkındalık, kafa karışıklığı ve doyumsuzluğa sebebiyet verir. Bu da nimetlerin değerini bilememe, tabiatla bağ kuramama, huzursuzluk ve dolayısıyla kaygı, mutsuzluk, depresyon ve hayattan zevk alamamaya neden olur.

Eşyayı dönüştürerek yeniden kullanılabilir hâle getirmek daha mutlu, huzurlu, üretken ve yüksek farkındalıklı bir yaşama katkı sağlar. Peki, sizce de emek vermeye değmez mi?

 

 

 

 

 

 

 

Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Tüm alanları doldurunuz