Ayşenur Coşan-Moda Tasarımcı
Evde temizlik ve düzen ne kadar önemliyse giydiğimiz kıyafetlerin de tıpkı evimiz gibi nefes aldığı, kendi kendini yenilediği bir dönemin eşiğindeyiz. Ütüsüz, lekesiz, her zaman temiz görünen kıyafetler artık hayal olmaktan çıkabilir. Bilim dünyasında son yıllarda geliştirilen kendi kendini temizleyen kumaş teknolojileri, hem zamandan kazandırıyor hem de temizlik anlayışını kökten değiştiriyor.
Bu yeni nesil kumaşlar, mikroskobik düzeyde uygulanan özel kaplamalarla üretiliyor. En yaygın yöntemlerden biri, titanyum dioksit gibi maddelerin fotokatalitik (ışık ile tepkimeye girerek kendini temizleme) etkisiyle çalışıyor. Kumaş güneş ışığına maruz kaldığında bu madde aktifleşiyor ve yüzeydeki kir moleküllerini parçalıyor. Böylece kumaş, tıpkı doğadaki bir bitkinin fotosentez yapması gibi ışıkla kendini temizliyor. Yani birkaç saat güneş altında kalan bir tişört, deterjana ya da çamaşır makinesine ihtiyaç duymadan yenilenebiliyor.
Bir diğer yöntem ise doğadaki lotus yaprağından ilham alıyor. Lotus yaprağı, suyu ve kiri üzerinde tutmadan akıtan eşsiz bir yapıya sahiptir. Bilim insanları bu doğal mucizeyi süperhidrofobik (sudan nefret eden/ suyu iten) kumaşlara dönüştürdü. Kumaşın yüzeyine uygulanan nano kaplamalar sayesinde su damlacıkları, kumaşa tutunmadan kayıp giderken kiri de beraberinde götürüyor. Bu sayede kıyafetler leke tutmuyor, daha uzun süre temiz kalabiliyor. Kendi kendini temizleyen kumaşlar sadece pratik değil çevre dostu bir yenilik de sunuyor. Daha az çamaşır yıkamak; daha az su, deterjan ve enerji tüketimi anlamına geliyor.
Belki de yakın gelecekte, sabah giydiğimiz kıyafetler akşam güneşinde kendi kendini temizleyecek. Temizlik, sadece yıkamak değil bazen hiç kirlenmemektir. Ve belki de yakın gelecekte, bu teknolojiler yalnızca hayatı kolaylaştırmakla kalmayacak, temizlik kavramını yeniden tanımlayacak.